Arşivde Neler Var







ANILARIM BOMBOS!
"Bu hayat bana yakışmadı,lütfen baştan alalım..."

Bekledigim Hayat bu degildi... T.Y

.

6.08.2017

Svava Salıncak "engellendim!



 Ayakta sallanmadan uyumayan Çağrı için bir süredir salıncak arayışındaydım haliyle + olarak birde eglenme amaçlı salıncak isteyince svava hamak türü salıncagı görür görmez sevdim. Ne kadar güvenilir nasıldır tartısılır, sonuçta yaygın bir tür degil. Yeni dogan ilk üç aydan sonra hamak beşikler gibi agırlık bir yöne gittigi anda o tarafa yıkılma durumu var. Yani bebek hareketlendigi anda salıncaklara hiç güvenmeyin.  Yürümeye başladıktan bir süre sonra bebeklikten cıkma evresiyle birlikte kontrol altında kullanılabilir. Zaten svava salıncaklar yere yakın oldukları için de bu konuda çok iyi. Düşse de etrafta carpabilecegi bir esya yoksa büyük sıkıntı olmayacaktır. Birde yerin kuru zemin olmamasına dikkat etmekte fayda var. En azımdan kalın bi halı serilebilir. 

Bir de nereden temin edilebilecegi sorusu var. Benim gibi kredi kartı kullanmayanlar için kapıda ödeme imkanı büyük bir arayış. Zaten guvenilir olacak ki kapıda ödemesi olsun. Neyse epey bi bekledim bunun için sanıyorum instagramda etiketlerden svava salıncak kullananları arastırmamla tesadüf kesfettigim bir sayfa oldu. Yeni acılmış gibiydi, az bi yorumla alanlar memnun almak üzere olanlar ayrıca var görünüyor. Web satış sayfası ise profilin altında. Siteye girip üye olmadan siparis verebiliyorsunuz, siparis alınınca size takip numarası veriyor. 85 santim kırmızı renkte 100 kiloya kadar tasıma kapasitesi olan bu ürün 40 tl kargo dahil 50 tl ye 3 gün içinde kapınızda oluyor.

 Ben ilk siparisi bir hafta bekleyip gelmeyince instagram sayfasından durumu yazdım. Cevap gelmeyince hiç sag sola bakmadan web sayfadaki numaraya takip numarasını mesaj attım. Hafta sonu oldugu için pazartesi kontrol edecegini yazdı. Nasıl birseyse artık neyse pazartesi mesaj yok ben tekrar sordum cevap yok. Günah benden gitti girdim web sayfasına üye olup tekrar siparis verdim. İkisi bir gelirse almicam birini tabii ki. 3 günün sonunda salıncak bize ulastı. Derken instagramda paylasıp etiketleme yapmak isteyince sayfaya ulasamadım. Baska bir hesaptan bakınca sayfa gorunuyordu. Yani engellenmiştim! Bir hafta oldugu halde siparisimin gelmedigini bildirdigim halde böyle sacma sapan cocukca bir davranısa maruz kaldım. Link vermeyim dedim ama yok. Salıncak elimde memnunum mutluyum ama insana saygı olmadıgı için bilemiyorum. Bu durumuda Whatsapp dan ayrıca yazdım. (Resme tıklayıp okuyabilirsiniz) Mantıklı bir acıklama tabii ki beklemiyordum, sasırmadım da.! Ayıplarını yüzlerine söylemesem rahat edemeyecektım. Artık yorum sizin.  svavasalincak.com @svavasalincak

1.08.2017

Can Dostlarım

   Toni evcil hayvanımız değildi. Badi ise ilk evcil hayvanımız değildi.. Henüz 9 yaşında olmama rağmen öncesinde 1 kedi 2 köpek 2 de papağan sahibi olmuştuk. İstanbul'dan Antalya'ya kalıcı olarak göç ettiğimizde yüksek binalardan kopup bahçeli eve yerleşmiş olmamız bu durumu avantaja dönüştürerek hayvan sahiplenme gibi bir düşüncemiz de yoktu. Çünkü biz hayvan sahiplenmeyiz, hayvanlar bizi sahiplenir.

   Taşındığımız eve yerleşir yerleşmez tam üç ayrı komşumuzun köpek sahibi olduğunu görmek bizim için tam bir eğlence kapısı olunca ben bahçede tüm sempatikliğiyle dikkatleri üzerine çeken Kaniş cinsi Melisa ile çoktan aşk yaşamaya başlamıştım. Abim ise tam karşı bloktaki Boxer cinsi Efe' ye bilardo toplarını parçalatmakla meşguldü. Eeee bizim neyimiz eksik herkesin köpeği var diyen üst komşumuz Toni ismini verdiği minik uzun kulaklı sarı yavruyu çoktan sahiplenmişti bile. Çiş eğitimi vermekle uğraşan Natalie ablanın sinirleri gevşeyince gizlice koltuk arkasına işeyen Toni'yi çaktırmadan gülerek izliyordum. Birlikte bir aile gibi olduğumuzdan Toni'de artık bizim evin demir başlarından sayılırdı ancak sanırım tam olarak 1 ay bile olmamıştı. Oğlu Andrey kıreşten döndüğünde benim kollarımda yeterince şımarmış olan Toni aniden kreş arabasının olduğu yöne doğru karşı şerite fırlamış bulundu. Haliyle onunla birlikte kendimi arabanın altına atmış yine de Toni'yi çarpmadan kurtaramamıştım. Kucağımda can verdiğini hatırlıyorum da.. Buz kesmiştim. Sonrası site sakinleri koşuşturmalar, uğultular, "Salihhhh Salihh köpek için çok erken demiştim" diye tepemde dövünen Natalie abla. Kucağımdan zor bela yere bıraktığım Toni için veteriner değil gömecekleri yeri konuşuyorlardı artık. Ve her yer kan olmuştu. Neyse ki ben bu olayı yine de pek anımsayamıyorum. 

  Aylar sonra benzer bir köpek bulan abim boş bir dairenin balkonunda gizlice ona bakınca okul dönüşü sesini duyarak onu orada keşfetmeme sebep olmuştu. "Anne birisi karşı bloğa köpek bırakmış sanırım evde yoklar orada ne yiyip ne içiyor ki gidip bir şeyler vereyim" dememle abimin foyası orataya çıktı ve Badi artık bizim evin köpeğiydi. Haliyle üst komşumuzun da olunca iki aile iki yandan beslediğimiz Badi'nin obez olup hantallaştığını hatırlıyorum. Sonrası aile abartmanına taşınmamız ve tam yerleştikten sonra ev sahibinin evde köpek istemiyorum demesi. En son abimin arkadaşımın villasına götürüyorum diyerek götürdüğünü hatırlıyorum. Eminim bizden sonra daha iyi bir hayat yaşamıştır. 

  İki sene sonra ev yaptırdığımızı öğrenip yeni kalıcı evimize taşınır taşınmaz Babam siyah beyaz uzun tüylü 7 tırnaklı dünya sevimlisi bir köpeği kutudan çıkartarak "Al bakalım bunu bir güzel yıka" demişti. Yolda peşine takılmış dayanamayıp alıp gelmiş babam. Hemen aşılarına başlayıp karnesini sevinçle çıkarttık, nihayetinde bebekti ve evimizin neşesi olmuştu. Babamın günlük kasaptan aldığı kemikleri kaynatıp etlerini sıyırarak annemin bu yavruyu el bebek gül bebek baktığını hatırlıyorum. İnsancasına her yaptığı değişik harekete gülüp eğleniyorduk. Bebek ya yeni şeyler keşfediyor oda. 7 aylık olduğunda mutfakta uğraşırken içeri bir hışımla girdiğini ağzından salyalar aktığını görünce "eyvah Pino eti sıcakken yemiş!" diye bağırmıştım. Arkamda ki masaya dönüp baktığımda ise usul usul duran etleri görünce onunla alakası olmadığını anlamam uzun sürmedi. Tekrar Pino'ya baktım gayet sakin anlamaz gibi yüzüme bakıyordu. Bir kaç gün geçti Pino'nun ani gelen salyalarının sebebini konuşurlarken duydum. Ben bu durumla tekrar karşılaşmasam da, kuduz benzeri bu ağız akıntısının sebebi Epilepsi hastalığıymış. Nasıl olur ya!? olsak ta hemen tedaviye başlandı. Ancak bu krizler günden güne sıklaşıyordu. Sıklaşıyor sıklaşıyor ve daha daha sıklaşıyordu. Beş dakika da bir kendini kaybeden Pino'yu artık arka bahçeye bağlamış karantina altına alır gibi herkes den herşeyden uzaklaştırmışlardı. Ve bu süre de Pino'nun kriz geçirdiği her an kafasını arkaya doğru kasıp ağlayarak acı çekmesine dayanamayıp ağlıyordum. Her gün veteriner geliyor gidiyor günden güne kötüleşiyordu. Ağlaya ağlaya yalvarıyordum Allaha ne olur iyileşsin diye. Bir hafta boyunca kriz geçirmediğini fark edince düzeldi sandık ve Pino tam özgürlüğüne yeniden kavuşacakken çok şiddetli krizler geçirmeye başladı. Bir sabah annem beni komşuya gönderdi ve ben çağırana kadar sakın gelme dedi. Komşunun kızlarıyla oturken annesi uzun saçlı genç bir adam geldi size diyince anladım bu veterinerdi. "Bu durum size de hayvana da zarar, iyileşmeyecek daha fazla acı çekmesine izin vermeyin" dediği için o gün Pino'nun uyutulmasına karar vermişler. Balkondan baktım babam ağlaya ağlaya bahçenin bitimindeki boş ormanlık alanda çukur kazıyordu. Veterinerin arabasına binip gittiğini görünce eve doğru koşmaya başladım. Pino'yu gömmüşler ve her yere kireç döküyorlardı. Bundan sonrası hep ağlamalı... Taşındığımız bu yerde insanlar hayvanları gözü kapalı öldürdükleri ve nefret ettikleri için "ıyy manyak mı bunlar" bakışları altında umursamadan istemsizce ağladık. 

PAŞA ve KITMİR
  Sonra bir daha köpek istemiyorduk ya, babama çok kızdık çok. İs-te-mi-yo-ruz! Bir sene sonra babam aynı vaziyette tekrar gelince annem bastı çığlığı. Götür bunu istemiyorum! Turistlerin peşine takılmış gidiyordu çok tatlı dayanamadım aldım. Cinsi belirsiz sarı bir sokak köpeği. Babam ismini koymuş bile Paşa! Bu Paşa evimizin harbiden Paşası oldu. Hiç bir hayvanda keşfetmediğimiz şeyler keşfettik bunda, konuştuğumuz her şeyi anlayarak dinliyordu. Gerçek bir adam beyefendi edasıyla ailemize çok çabuk uyum sağladı. Bahçe kapısının kapatılmasından hiç hoşlanmıyordu mesela. İstediğinde keyfince gidip çıkabilmeli, artık evde git kapıyı kapat diyemiyorduk. Duyduğu anda gidip kapının önünde oturduğu için annem gözüyle işaret ediyordu git kapat diye onu bile fark ediyordu. İnat işte, günlerce gidip eve gelmediği de oldu, küstüğü de. Nereye oturacaksa paspasını oraya serer öyle otururdu. Ateş gördügünde mangal yanacak diye başında dururdu. Öyle bir de fedakardı ki, sokak köpeklerini, bakımsız olan ne kadar canlı varsa bahçeye alır tabağını önüne iter ikramda bulunurdu. günlerce bu yüzden ağzına lokma koymadığını biliyoruz. Sonuna kadar verir, biz verdikçe o verir yalvar yakar zorla bir lokma ağzına koyamazdık. Yemeyip yedirirdi yani.

KİTMİR dagılan çamaşırlarımın üzerinde
   O arada veterinerimiz bizi arayıp elinde çok güzel bir Doberman yavrusu olduğunu söyleyip zorla bize verince sahiplenmiş bulunduk. Paşa'nın tam aksi kıskanç bencildi. Bir de gözünü dikip suratıma dövecek gibi bakması ilk kez bir hayvana ısınamadığımı anlayıp hayretler etmiştim. "Yaaaa sen nasıl bir köpeksin, gitsene yanımdan" diyip durunca, Kıtmir ismini verdiğim bu hanımefendi benim bir dediğimi ikilemez oldu. Evdeki herkese tın tın. Ben kalk oradan şuraya otur desem saniyesinde kabulü. Yemeği önüne koyup "Ye" demediğim sürece ağzının suyunu akıta akıta izler sabırla "ye" dememi beklerdi. Sesimin tonundan nasıl davranacağımı önce den bilirdi. Artık hal böyle olunca bizimkiler tamam dedi, bu sekil devam et bizi dinlediği yok nasılsa birimiz söz geçiremezse zaten bu köpeğe bakamayız. Güç yetiremeyiz yani...
  Büyüdükçe güçlendi hırçınlaştı. Kedi geni taşıyan bir tür olduğu için her ne yapacağını kestiremezdikte zaten. Baya kedi gibi davranırdı yani. Evin içinde ses çıkarmadan parmak uçlarında yürür, sürünür. Hatta arkadan yavaşça yaklaşsa nefesini bile duyamazdık. Masada insan gibi oturup yemek yerdi. Kızsakta! bu konu evde hep tartışmaya sebep oldu. Kutmir Sen bir köpeksin in o sandalyeden! O arada tabaktaki yemeklerimizi çok kez mideye indirdi tabii.
 
EFE
Paşa bu süre de Kıtmir'e hep annelik etti. Kıtmir de büyüyünce hep onu korudu. Bir gün sokak köpekleri saldırıp Paşa'nın baldırından bir parça koparınca eve ağlayarak gelen Paşayı gören Kıtmir delirmişti. Bütün köpekleri parçalamak istiyordu, yapardı da bu yüzden kaçmaması için bütün gece depo da kapalı tutmuştuk. Paşa 3 sene sonra bir gün hiç gelmedi eve, günler haftalar aylar iki yıl boyunca umutla aradık. Bir gün hep döner gelir umuduyla da bahçe kapısına bakıp durduk. Oysa bizimle yaşlanacağını sanıyorduk. Çünkü kaybolmadan önce kanseri yenmişti. Kayboluşunun ardından Kıtmir nasıl başardıysa bize sürpriz yapıp yavruladı. kısırlaştırmayı hiç düşünmemiştik onu ama eşleştirme gibi bir isteğimiz de yoktu. Geldi mi bize 12 tane topaç gibi Doberman ve Rodwaydır yavruları. Hepsi bir birinden farklı karakter de ve  güzellikte. Başta çok eğlenceli olsa da yavrular büyüdükçe işler karıştı. Üçüncü ayda sahiplendirme çabalarına girdik. Eee birini de biz almalıydık ama hangisini? Sonunda içinde en ağır başlı en pasif en kırma olanını pofuduk cinsi belirsiz ayı yavrusu gibi sevimli yumuş yumuş olan oğlanı seçtik. Evimizin paşası bu olabilirdi. Bu yüzden ona Efe dedik. 
  
CABBAR
  Doğumdan sonra Kıtmir dogum hastalığı geçirdi. Annem babam günlerce geceleri nöbet tutmuştu başında. ateşi bir anda tavan yapıyordu çünkü. Sürekli soğuk suya sokmaları gerekiyordu. Bu haslıkla birlikte beyni sulanan Kıtmir bunadı. Biz dahil her şeyi unutmaya başladı. Böylelikle Kıtmirin bakımı daha da zorlaştı. En çokta kural tanımaz halleri zorladı bizi.... 7 yaşına geldiğinde Efe artık 3 yaşında ve Kıtmir kaybolmuştu. Kıtmirin yokluğuyla birlikte Efe yemez içmez oldu ve oda hastalandı. Uzun bir süre tedavi oldu ve ne tam olarak iyileşemedi. Benim artık evlendiğim sıralarda veteriner çok yaşamaz ölür diyerek tedaviyi kestikten sonra kuaför salonunun önünde sahibini bekler gibi sakince duran Pitbull cinsi köpeğini görüp sahiplenmemizle her şey değişti. Bu duruma çok kızsam da eşim bu köpeği sadece üreme amaçlı kullandı. Çok sevdiği "Çiko" dediği pitbull cinsi köpekle eşleştirip yavruları büyüdükten sonra 3 yavruyla birlikte anneyi de verdi. Bizim zorumuzla içlerinden en sakin pasif olanını seçmek zorunda kalmıştı. Adına da Cabbar dedi. İsmi bile saçmalık ya..., adamın her yaptığı bir tartışma sebebi oldu ama olsun bu ismede alıstık. Evin yeni bebeğini çok ama çok sevdik. Efe de öyle, renk geldi can geldi. Ömrüne ömür kattı adeta. Tıpkı Paşa gibi olan Efe Cabbarı anne gibi koynunda sırtında büyüttü. Isırmalarına çekiştirmelerine yaptığı tüm yaramazlıklara boyun eğdi. Birbirlerine öyle bir yoldaş oldular ki, Efe şuan 12 Cabbar ise 6 yaşında. Cabbar'ın sözde sahibi olan kişilikse zaten ona hiç bakıcılık etmedi. Annem büyüttü yani, işin sağda solda hava atıp Pitbull'um var deme kısmını ise bu şahıs üstlendi.  Giderken de götürmedi tabii. 


Ayrıca Kediler ve Köpekler adlı yayınımı okumayı unutmayın. :))

31.07.2017

26'

Geçmişime dair kimseyi istemiyorum hayatımda. Hiç kimseyi...
Yep yeni ben olmak istiyorum mesela, herşey farklı. Herkes farklı...
Yeni insanlar yeni hayat, hiç tanımadıgım yabancı yüzler, nefis bir şehir. Hepsi bambaşka...
Yeni bir kimlik, yeni hisler, yeni düşünceler. Herşey o...
Eli elim, nefesi nefesim.
Kararsızım da galiba...
Çok şey mi istiyorum? Bilmiyorum.
Bekliyorum hep bekledigim gibi.
Tek bir farkla, bu kez yorgunum...

23.07.2017

Huggies Little Swimmers Almayın!

 
  Huggies Little Swimmer mayo bebek bezi tam bir fiyasko! Yazıma direk böyle girmek istedim çünkü bu para tuzagına düşmenizi istemiyorum. Soruyorum, mayo bebek bezi denince aklınıza gelen şey nedir? İçine su almayan yani şişmeyen bir bebek bezi olabilir mı? Bu düşünceyle yola cıkıldıgında aklıma havuzda takılan saç bonesi mantıgı geliyor. Dışı laylonumsu dış bariyerler ona göre ayarlanmış vücuda oturan sızdırmayan "bebek bezi". Bu mantıkla da aldıgı parayı kurusuna kadar hak etmesi gerekirdi. Ama yanıldım! İlk izlenim olarak gayet güzel. Yumuşacık, kusursuz görünümde harika bir tasarıma sahip. Kilot sistemiyle de giydirip cıkartmak oldukca pratik. 
 Tatilin baş kentinde yasıyor olsam da, evde oyun havuzunda oynarken giydirip Çağrı'nın bu süre de rahat edebilmesini hedeflemiştim. Bunu alana kadar zaten normal bezle evde sorunsuz dolaşmıştı. Tam anlamıyla bezin şiştiği zamanda zaten oynamayı bıraktıgı için degiştiriyordum. Ancak bu bezi büyük bir hevesle almış olmama ragmen karşılştıgımız durum hepimizi şok etti. Bu bez suda şişmiyor evet, çünkü emmiyor! Yani içide dışı da aynı! Bütün gün altı bezli sanarak dolaştırdıgım bebek eve işeye işeye dolaşmış!  Akşam üzeri tüm koltukları silmek durumunda kaldım. Abimin uzerine isedi ve Çağrı'ya dokunan herkes üzerini degiştirmek durumundaydı. Sonuc, normal bez giydirin o bile daha iyi. Normal kilottan hiç bir farkı olmayan bu bezin 12 adetine boş yere 18 tl para ödeyip rezil oldum.
 Denizde gayet iyi oldugu yorumlarını okudum, evet olabilir. Deniz kum güneş gün boyu size ıslaklık hissettirmeyebilir. Büyük tuvaleti maskeleme yönünde olumlu düşünceler de olsa sıfır emiciligi oldugu için bu konuda da malesef başarısız. Almayın o kadar netim bu konuda! Alın naylon kilot geçirin bebek bezinin üzerine o bile daha rahat ettirir. 
 Heee birde tahmin edersiniz ki emmedigi için, ilk kullanımda pişik kızarıklık alerji yolunda kırmızılıklar oluşmaya başladıgını söylememe de gerek yoktur herhalde. Olmadı Huggies bu senin gibi bi markaya hiç yakışmadı, 👎😒

14.07.2017

LR Aloe Vera Acil Yardım Seti


  Yaz aylarının gelmesiyle sıcaklara hiç dayanamayan Çağrı'nın isilik çıkarması beni Aloe Vera Jel arayışına itti. Özellikle iş hayatımın son yıllarında keşfedip her yere her şeye kullanmıştım bu jelleri. 
Google da ararken LR ürünleriyle karşılaştım ve zaten LR danışmanı olarak ilk aklıma arkadaşım Serap geldi. İsiliği filan geçtim (isiliğe gül suyu fayda ediyormuş) ne alayım dedim hemen bu üçlü seti önerdi. Kozmetik değil tabii ki, ilaç gibi düşünün gereken durumlarda sonuç alana kadar düzenli olarak kullanacaksınız. Kendisinden bu ürünü satın almadım direk üye oldum bir kaç gün içinde ürünler kapıma kadar geldi. Kullanım talimatları biraz karışık gibi, nette baktım herkes aynı açıklamaları yapmış olsa da ürünlerin kullanım şekilleri Serap'ın kendi açıklamasını aynen aktarıyorum.
---------------------------------------------
Ayrıca Serap'ın blogu Makyaj Çarkı'na buradan  İnstagram için @makyaj_carki
Facebook Güzellik sayfası için buraya  kendisinin doğal güzellik yöntemlerini mutlaka incelemenizi öneririm.'
Ve LR ürünleri hakkında youtube videolarını izlemek içinde buraya tıklayın, abone olmayı unutmayın.
--------------------------------
Ürün detayları şöyle:

1- Yara, yanık, çarpma , burkulma, morarma: Sprey, konsantre ve propolis sırasıyla istenilen ve ihtiyaç duyulan sıklıkta kullanılabilir.

2- Kaşıntı, sinek ısırması, cilt alerjisi: Sprey ve konsatre yeterli, istenilen sıklıkta kaşıntıyı gidermek için kullanılır.

3- Nasır ve topuk çatlaklarında: Gece yatmadan önce sprey konsantre ve propolis sırasıyla nasır ve çatlak olan bölgeye uygulanır çorap giyilerek yatılır.

4- Uçuklarda: Propolis krem uçuklu bölgeye sıkça sürülür, özellikle uçıuk çıkacağını hissetiğinizde uygularsanız çıkmadan söndürebilirsiniz.

5- Hemoroid: Konsantre jel alüminyum folyoya sıkılır ve fitil şeklinde rulo yapılarak buzlukta dondurulduktan sonra fitil olarak kullanılır.

6- Cilt lekeleri, sivilce izleri, güneş ve hamilelik lekeleri: Sprey ve konsantre sadece geceleri bu sırayla sürülüp yatılır.

7- Ayak ve tırnak mantarı: Microsilver ayak kremi öncesinde sprey kullanılır.

8- Hafif egzamalarda: Propolis krem çok iyileştiricidir. Özelikle eller su ve sabunla yada soğukla temas etttikten sonra propolis kremi kullanmak çok etkilidir.

9- Sedef hastalığı: Sprey, konsantre ve propolisi sırasıyla kullanarak büyük ilerleme gözlenmiştir.

10- Pişiklerde:  Propolis pişik kremi olarak kullanılabilir.

11- Yüz ve vücuttaki kılcal damarlarda: Konsantreyi buz dolabında soğutarak uygulamak etkilidir.

12- El Kremi olarak: Propolis özellikle aşırı kuruluk problemi olan eller için uygundur.

13- Saç dibi eğzamaları: Microsilver şampuanla birlikte duş sonrası saç diplerine  sprey uygulanır.

   Benim kullanım alanım 6'ıncı sıradaki yüze uygulayıp yatmak yönünde olanacak, güneş lekeleri için kollarıma aynı şekil de mide rahatsızlıklığı yüzünden daha önceden oluşan abimin sırtındaki lekelere uygulayacağım. 1 numarada da, yara yanık çarpma morarma, 2 numara da kaşıntı sinek ısırması gibi durumlarda 10 numarada gerekirse pişik olma durumunda Çağrı için kullanmayı düşünüyorum. Özellikle yaz ayları için gerçekten kurtarıcı bir set olabileceğini düşünüyorum bu yüzden sonuçları merak ediyorum.

 Üyelik durumunda bu ürün bana 80 tl ye geldi ayrıca 100 tl'lik kotayı doldurmak için bide 10 tl 'ye Aloe Vera roll-on tercih ettim. kalan 10 tl'lik açığı ise yüz kremi testerları isteyerek doldurdum. Bu ürünler hakkında bilgi sahibi olamadığım için tester işini Serap'ın tercihine bıraktım. Sonuç olarak kapıda ödemeli olarak kargoyla birlikte 106 tl ödemiş oldum. Bence bir çok marka da olduğu gibi bu markanın da en büyük eksiği her hangi bir ürün veya tester göndermemiş olmaları. Yani yeni üye oluyorsun belki satış yapacaksın, falanca ürünümüzü deneyin memnun kalırsanız önerin gibi yaklaşımlar teşfik edici ve marka üzerinde iyi bir izlenim olurdu.


Ürünler hakkında ki net düşüncelerimi bitince aktaracağım. Ayrıca satın almak için Serap hanımı instagram adresinden rahatsız edebilirsiniz :)

6.07.2017

En Etkili 3 Şarkı


 AMESHA SPENTA feat Tayfa / Yalansın dünya

El vurup yaremi incitme tabip  Bilmem sıhhat bulmaz hicraneler var  Dert vurup da yarem eylersin derman  Her can kabul etmez viraneler var  Oy dünya dünya yalansın dünya  Vay dünya dünya fanisin dünya  Can ile cananı alansın dünya  Yalansın dünya  Dert ehli olanlar dergaha gelir  Elbette arayan dermanını bulur  Sadık der ki kimde ne var kimbilir  Geçti güzar ettim elde neler var  Oy dünya dünya yalansın dünya  Vay dünya dünya fanisin dünya  Aşk ile pervane dönersin dünya  Yalansın dünya



Fazıl Say - insan insan / Muhyiddin Abdal

İnsan insan derler idi 
İnsan nedir şimdi bildim 
Can can deyü söylerlerdi 
Ben can nedir şimdi bildim
 Kendüzünde buldu bulan
 Bulmadı taşrada kalan 
Canların kalbinde olan
 İnanç nedir şimdi bildim 
Muhyiddin eder hâk kadir 
Görünür her şeyde hâzir 
Ayan nedir pinhan nedir 
Nişan nedir şimdi bildim.


İlhan İrem / Şalamar

Tırnaklarım ipeği çizdi / beyaz
Parmaklarımın arasından akıyordu
Dansı sürüyordu büyücülerin titrek
Ne yana kanatlansam
O yana uçuyordu şalamar

Saklandığı gecede gizli ayaz
Saçlarının arasından esiyordu
Zehir sızıyordu yalnızlığından / soğuk
Ne yana kanatlansam
O yana uçuyordu Şalamar

Şalamar...
Şalamar... 
Firardasın tersine
Yinede eteklerin geçmiyor başına 
Şalamar !

Pencerelerine resim yapıştırmış cüceler
Dünya diye seyrettiğin odanda
Dokundular fırladın yataklardan
"Basubadelmevt"

Tersine akıttın nehirleri çığlık çığlığa
Kuyularda yüzümüzü gördük
Saçlarımızı aradık 
Gitar sololar...

Şalamar
Ahh ! Şalamar

5.07.2017

Çağrı'nın Konuşma Çabaları

  Artık 16'ıncı ayını bitiren Çağrı konuşma çabalarına girdi. Aslında baya bayadır konusuyordu desem yalan olmaz. Hep bi anne der gibi çıkarttıgı ses vardı, dogdu dogalı ama var sayıyorum.ki bize öyle geldi. Öyleyse Çağrı bi 7 aylık oldugundan beri açık açık anne ve anneanne diyebiliyordu. Ver, al, gel, git, su, mama,süt,bebek, köpek,kedi, havhav gibi kelimeleri sıkça duydugu içinde ögrenmişti. Yaklaşık bi 9 aylıkkende ilkkez Baba dedigini duyar gibi olmustum, bi kaç gün geçti gerçekten baba demesi artınca benim babam degil dede de bakim kızım lafını ögretti. Sonra Çağrı hep bi Dede lafını agzına dolasa da çok geçmeden tam 9 aylık oldugunda babası onu ilk kez görmeye geldi. Ondan beride dikkat ediyorum, Çağrı ne zaman baba dese ya arıyor ya mesaj atıyor yada hakkinda bi duyum alıyorum. Hoş hepsi davayla ilgili oldugu için Çağrı ne zaman baba dese evde herkesin sininirleri alt üst oluyor 😅 
 Dede, anneanne,anne gibi hitapları ögrenen Çağrı en son Dayı demeyi de ihmal etmedi.  "Didi" "anni" "anniinnii" "dayiii" tam olarak durum bu tabii. 
 Simdilerde dozajı arttırdı, gördügü herseyi ama herseyi istiyor. Parmagıyla istedigi seyi isaret ederek "Anne bu, anne bu buuu bu" 
Bu ayda normal mi bilmiyorum ama hiç birseyden tatmin olmuyor. İstedigi sey her neyse verdikten sonra yanindakini istiyor, kısacası evde ne var ne yok hepsini bana verin derdinde 😄 
  Çok konusuyor uzun uzun birseyler anlatıyor ama bu sefer ben bile anlamıyorum, çunku zaten duydugu butun sarkıları seslendiriyor. Ritim tutuyor ama kelimeler yine anlamsız. 
Birde herseyi anladigini dusunuyordum da, bugun beni bile sasırtmayı başardı. Anneme Çağrı'ya bakarak "suna bak ya ne güzel, kafasında hıç birşey yok" dedim. Oda kosarak gidip şapkasını getirdi ve kafasına geçirerek gösterdi. Kafasında şapka varmış. Çocuk haklı ben bile düşünmedim o kadarını 😅

4.07.2017

İki Kitaplıktan Geriye Kalanlar


  Yaklaşık iki sene önce kitap almaya ve okumaya ara vermiştim. Hatta kitap seçme konusunda baya başarısız olduğum için ne olsa alma huyumdan vazgeçip özellikle de bana hiç bir şey katmayan (Tess Gerritsen, Tedd Dekker, Lisa Gardner, ) gibi başlıca polisiye gerilim kitapları yazarlarını hayatımdan çıkartmaya karar verdim. Tercih zevk meselesi olsa da bir dönem deli gibi merakla okuduğum bu tarz kitapların sadece zamanımı çaldığını, korku filmi izler gibi gelip geçtiklerini düşünüyorum. Sevmiyorum değil, vakit harcamak istemiyorum. Haliyle geçen yaz okuduklarımı bir kenara ayırıp hala okumadıklarımı ise kapakları bile açılmadığı için resimde gördüğünüz gibi saklama gereği duydum. Malum düşününce "peynir ekmek gibi tüketilmesi gereken" kitapların pahalı olduğunu insanın içine oturmuyor da değil. Birde benim gibi ödünç kitap istemeyip direk D&R dan alıyorsanız ne demek istediğimi çok iyi anlamışsınızdır :) 

  Tercihime gelince, bir dönem sırf eğlenmek için vaktinde Dizüstü edebiyat kitaplarına epey bir yatırım yapım. Başta French oje Erkek dedikodusu'nun iki kitabını okuduktan sonra bu yazarın kitaplarını bir daha almamaya karar verdim. Aynı şekilde PinkFreund kitapları derken, eğlendim eğlenmesine ama bu kitaplarda da bana itici gelen bir yön vardı. Sanırım kitap kadar yazarı, yazar kadar da kitabı sevme gereği duyuyorum. Bu kitaplar da yazardan parçalar olunca her iki açıdan itici bulduğum taraflar oldu. Neyse, yine hepsini bir kenara attım, en son Pucca'yı okudum. ilk okumam gerekeni nasıl olduysa sona atmışım! Nasıl sevdiysem artık, ilk kitabın verdiği hazzı sonralarında bulamasam da en merak ettiğim internet yazarı olmayı başardı. Blog tadında İnternet yazarlarına gerçekten bayılıyorum. Çünkü zaten Blog günlüğü tutanlar olarak hemen hemen hepimiz bu işi yapıyoruz. Özellikle de internet yazarı demeye dilim varmasa da (Angutyus) Fatih Akdere'nin kalemine bayılıyorum. İçlerindeki şüphesiz en iyi yazar o. Bu iki sene de çok şey kaçırdığımı biliyorum ama işe başlar başlamaz ilk sahip olmak istediğim kitaplardan, Apaçi Masalı'nın devamı mutlaka alınıp baş köşeme konulacak.

  Lise yıllarımda alıp en üst rafa koyduğum halde Harry Potter okuyacağım diye yüzüne bile bakmadığım 100 temel eserlerden sanırım bir tek çocuk kalbi olanını okumuştum. Zaman hırsızlarından kurtulup keşke kıymetlerini bilseymişim diyorum şimdilerde. 
   Aaaa olur mu Harry Potter laf yok. Her bir kitabını kaç kez okudum ve satın aldım bilmiyorum. Annem her seferinde derslerinle ilgilenmiyorsun diyerek çöpe attı. Bu durum ne kadar çok tekrarlandıysa o kadar çok satın aldım o kitabı. Sonunda bıraktım ne yapayım, ilerde evlenir ayrı evim olursa alır çocuklarımla okurum dedim. Hiç ayrı evim olmadı ama kızımla okuyacaklarım için kitap alışveriş listeme çoktan girdi bile. 

 Kişisel gelişim kitapları aynı hep aynı zırvalama, hiç değinmiyorum. Meleklerle yaşamaya ise inancım gereği asla inanmıyorum. Sırf almış bulundum diye elimde tutuyorum ama ben size söyleyeyim, çekim yasası neyse buda odur. Neye inanırsanız kendinize çekersiniz. İslamın da dediği gibi, "Düşüncelerinizden de sorumlusunuz..."

 Son olarak Türk yazarlar başımın tacı, gerek edebi yönü olsun gerekse tasavvuf olsun. Ah o Aşkın Göz Yaşları buram buram maneviyat kokuyor. Bir kitabı iki günde bitiren beni bile bir hafta ağlattı. O nasıl bir ağırlıktır ki, neyle nasıl yazdın demek istiyorum. Yüreğine sağlık...


Kitap Sepetimde hangi kitaplar bekliyormuş:


  1. *Frida Kahlo Aşk ve Acı - Rauda Jamis
  2. *Soğuk Kahve, Sabah Uykum, Bana İkimizi Anlat, Korkma Kalbim, Gök Yüzüne Not - Ahmet Batman
  3. *Bir Apaçi Masalı 3,4,5 + Fedai - Angutyus
  4. *Sizi Mutluluk Denizinde Yüzdürecek Eğlenceli Şeyler - Mr. Wonderful
  5. *Pucca günlük 6 
  6. *Bakırköy Akıl Hastanesi'nden Anılar - Latif Ruhşat Alpkan
  7. *Bir Psikiyatristin Gizli Defteri - Gary Small, Gigi Vorgan
  8. *Hayat, Hüzün, Umut, Veda - Ayşe Kulin
  9. *Simyacı - Paulo Coelho
  10. *Tutunamayanlar - Oğuz Atay
  11. *Çalıkuşu - Reşat Nuri Güntekin
  12. *Yeraltından Notlar - Fyodor Mihailoviç
  13. *Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel Garcia Marquez


  • Harry Potter ve Felsefe Taşı 1, Sırlar Odası 2 - Resimli Özel Baskı
  • Çağlar Boyu Quidditch - Kennilworthy Whisp
  • Fantastik Canavarlar Nelerdir Nerede Bulunurlar -


Listemdeki kitaplar hakkında görüşleriniz neler? 
Ayrıca önerilerinizi bekliyorum.^^
En sevdiklerimden; Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

2.07.2017

Paramparça - 3,5


Bizdeki ilişki kavramı okulların açılmasıyla birlikte sevip de kavuşamayanlara dönüştü. Çocuk haliyle sürekli ilgi bekliyor ve zaten muhabbet edeceğiz diye gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Onun durumu okuldu iş hayatıydı derken hepten yorucu. Birde üzerine bana sürekli vakit ayırmaya çalışması yüzünden haliyle bilgisayar başında uyuklayarak sabahlar oldu. 
 Mevsimi kışa getirdik, yarıyıl tatili fırsatı çıktı karşımıza ben buluşmayalım diye hala atla kara bir seçiyorum. 

“Ehehe bu gidişle bilgisayar başında yaşlanacağız dimi.”

“Hahha, alemsin ya daha neler…”

 Trajikomik aslında. Odadan çıkıp da “ya anne baba ben manita yaptım. Gece gündüz de onunla görüşüyorum” diyemiyorum. Madem öyle düşündüm taşındım, vakit kazanmak için olaya son noktayı koydum. “Abim yakında askere gidecek ya hiç riske girmeyelim simdi, o zaman rahat rahat dolaşırız” dedim.. Heyecanlandı bu tabii, anında plan proje içersine girdi. Sabırla dört ayın geçmesini bekledi.

O arada artık soğuktan geberiyorum odada! Yaz boyu güneş görmeyen odadan kışın böyle bir torpil beklenilmez tabii. “Burası ne kadarda soğukmuş” diyenlere karşı, rahatsız edilmemek için inatla “yooo çok iyi sana öyle geliyor” demelerimde eklenince çaresiz kaldım iyice. Ellerim morardı tuşlara dokunamaz hale geldim. Baya vücudum takırdıyor benim ya, birde ani hareketle zayıflıktan kemiklerimin birbirine çarpması yok mu canımdan can kopuyor sanki. En kötüsü de

1.07.2017

Geçmişten bugüne sevdigim diziler

 Cilgin bedisi, Ruhsari Sidikasi Kaygisizlar, Serseri Yilan hikayesi, Dadı, Üvey baba, Evdeki yabancı, Tatlı hayat, gibi dizilerle basayan televizyon tarihin Aci hayat, Kurtlar vadisi tutkunlariyla uzanan kış aksamları ailece oturup izledigimiz Asmalı konak, Yaprak dokumu, Elveda Rumeli, Adanalı, Parmaklıklar ardında, Sevda çicegi, Hayat devam ediyor gibi gibi dizileri her ne kadar izlemiş olsam da hic deginmeden gecmisten bugune kadar tek bir bolum atlamadan izledigim ve  tekrar tekrar izlemekten yilmadigim dizileri sizlerle paylaşmak istedim.

Avrupa Yakası - 2004+2009
6 sezon - 190 bölüm
Başladıgı ilk günden son bölüme kadar her seferinde Gürse Bırsel'in zekasını taktir ettigim dizi. Her sezon yeni karakterlerin gelmesi müthiş bir heyecan yaratıyordu. Selin ve Volkan karakteriyle dikkat ceken dizi onlar yokken yurumeyecek gibi ön yargı olustursa da zaten Burhanıyla hem kendine gıcık kaptırmış hemde sevdirmis bir karaktere Gaffur gibi bir manyak eklenince epey ses getirmisti. Cesur'u Sacit'i Şahikası, Dilber halası ve Azim karakteriyle tv başına kitlendik. Üstelik ilk kez Sarp Apak'ı bu dizide Tanrıverdi olarak sevdik.
Orta okuldan lise yıllarına kadar izlemeye doyamadıgım komedi dizisi.. 

Arka Sıradakiler - 2007+2012
5 sezon - 193 bölüm
Bu dizi bana bir ömür gibi geldi. Her hafta bir olay yürek mi dayanır. Nasıl bir senaryo, ummadık taşın gelip geçip baş yarması. Gençligim bu diziyle heba oldu gercekten. Kime güvenecegimi, neye üzülecegimi sasırdım. Her bir hayat sırasıyla gümbür gümbür geçti de, yahuu hala aklıma takılmış durumda. Koskoca Gamze'nin en yakın arkadaşı Sanem ne oldu. Onun hikayesini ne duyan nede bilen oldu. Onca yıl fügüran gibi geçip gitti o kız. Birde Hamdi Alkan yogun istek üzerine finalden bir süre sonra Arka Sıradakileri UMUT olarak geri getirdi. Ölenler bir yana diziden üç-bes kisi kalınca tutmadı. Onunla da yetinmedi, dizinin epey gerilerine gidip Oktayı komadan uyandırdı ve hersey rüyaydı. Yani dizi sil baştan olunca tepkilerle bitti. Tamam seviyoruz da, bazı seyleri tadında bırakmakta fayda var.

Sınıf - 
2008 yılında sadece 6 bölüm yayınlandıktan sonra yayından kaldırıldı. İçerigindeki siddet yüzünden kaldirildigini duymustum o zamanlar. Dizinin jenerik müzigi ise 2012 yılında Mehmet Erdem söyledigi "Herkes Aynı Hayatta" şarkısıydı.
Başladıgı gibi biten bir dizi olmasına rağmen 6 bölümü defarca izledim.

Yalan Dünya - 2012 + 2014
3 sezon 86 bölüm
Avrupa Yakası'nın finalinden sonra Yalan Dünya ilaç gibi geldi. Bitmeseydi iyi di de tadında bir final yaptı yine de. Gürse Birsel senaryo isini bıraktı dediler ama umarım ileriki yıllarda ani bi kararla bomba gibi geri döner aramıza 💕

Düşlerimin Prensi - 2006 
24 Bölüm
Bunun burada ne işi var?
İzledigim ilk ve tek Kore dizisi diyebilirim. Trt nin yayiniyla keşfedip izleyememiş olsamda internetten izleyip hatta tüm bölümlerini CD yapıp sakladıgım ilk dizi.
Devam uyarlaması Zoraki Prens 20 bölümle hayatımıza girdi ancak Düşlerimin Prensi kadar basarılı degildi.
Konusu: bana göre görücü usulü evliligin en komik haliydi bu dizi. 

Kardeş Payı - 2014 
2 sezon- 35 bölüm
Ahmet Kural ile Murat Cemcirci bilmeyen kalmadı herhalde. Onlar olur da sizcede her çalışma güzel olmaz mı? Keske hiç bitmese dedigim.... Sonsuza kadar izlenebilirdi ama tadında kaldı. Bol kahkahalı her bölümü tekrar tekrar izlemiş olsamda izlemeye devam edicem.

Şubat - 2013
32 bölüm
Her karakteri muazzam olan bambaska boyutta bir dizi. Bazen çok büyük dersler verir nitelikte!
 Tek eksisi Trt de yayınlanmış olmasıydı. Bu yüzden bittikten sonra keşfedip internette izledigim bir dizi oldu. Anlatılmaz yasanır nitelikte, hala izlemeyenlerdenseniz mutlaka ama mutlaka bir sans verin!
Unutma; biz iyiligi kötülerden hayatı ölümden ögrendik. 

Suskunlar - 2012
2 sezon - 28 bölüm
Dört arkadaş çaldıkları tatlı arabasını ellerinden kaçırınca birinin ölümüne sebeb olur ve cocuk yasta hapse girerler. Hapisanede yasadıkları acımasız olaylar ve yıllar sonra bir araya gelmeleriyle hesaplaşma başlar.
Şubat dizisinden sonra keşfettigim ve tekrar tekrar izlenmeye deger buldugum dizilerden. 

İlişki Durumu Karışık - 2015
Tek sezon - 40
Kore dizinden uyarlanmış olan romantik komedi dizisi. Bütün hamileligimi bu dizi sayesinde gülerek gecirdim. Final yapması bir çok izleyicisi gibi benimde hosuma gitmedi bu yüzden yeni sezonda İlişki Durumu Evli olarak yayina başlayınca çok sevinmiştim. Ancak tutmamış olacak ki,  üç bölüm yayınlanır yayınlanma ekranlara veda etmesi üzücü oldu. 

Seviyor Sevmiyor - 2016
28 bölüm süren yine bir Kore dizisi daha 😅
Bu dizi hakkinda cok fazla yorum yapmicam ama çok sevdim, seviyorum. Hele o Tuna karakteri yok mu. Her genç kızın hayalindeki erkek olabilir... Ancak birde geçmiş var tabii, yaşanmışlıklar kolay unutulmuyor. Ne kadar üzülsenden de, üzeni Tuna gibi bir karakter bile unutturamıyor maleseff...

Fi - 2017
Hala ilgiyle izlemekte oldugum internet dizisi. 

Kalp Atışı- 2017
Bu yazın ilk dizisi olarak Kore uyarlaması olan Kalp Atışı ilk bölümüyle tam puan verdigim icin favori dizilerim arasına girecegine eminim. Eee birde kızların yeni gözdesi Gökhan Alkan sempatikligi olur da izlenmez mi? Seviyor Sevmiyor dizindeki gibi mimik bakış ve tavırlar aynı. Çocuksu bir yanı var yanii..

29.06.2017

Montessori Bebek Odası Dekorunda Kendin Yap Fikirleri


Harika bir bebek odası dekoru için servet harcamak zorunda veya ne kadar kullanacağınız belli olmayan klasik sıkıcı bebek mobilyalarını almak zorunda değilsiniz. Uzun vade de kullanacağınız eşya seçimi yada evde hiç kullanmadığınız mobilyaları boyayarak tamamen hayal gücünüzle birlikte az bütçeyle neler yapılabileceğini biliyor musunuz? 
Size küçükte olsa düşünmenizi sağlayacak fikirler sunmak istedim. 

Bana Şans Dile - Film


  Merhaba. Adım Bahadır ya da sizin deyiminizle küçük baş belası. Çoğunuzun yüreğini ağzına getirdim, sabah keyfini bozdum, saatlerdir ayaklarınıza kara sular indirttim, susattım, çişinizi getirttim, yordum. Ortalığı karıştırıp durgun suya taş attım. Yakaladığınızda kıçını tekmelekten zevk alacağınız piç kurusuyum. O benim işte. 
 Bana daha neler söyleyeceğinizi bilmiyorum. Ben kendim için en güzel tanımı buldum. Annemin de dediği gibi, ben iyi bir insanım. Anne, iyi insanlar için hep şey derdin, ”Etrafındakileri mutlu etmeyi başarabilen insanlardır.” Ben bunu başardım. Sadece bugün değil, kendimi bildim bileli. Aptal, sakar Bahadır. Beden derslerinde nal toplayan Bahadır, otobüslere binemeyen, dört göz, salak Bahadır. Herkesi mutlu edebilen başarısız çocuk. Aslında hiç önemsemez gibi görünseniz de hep beni düşünürsünüz. Hep kendinizi benimle kıyaslıyorsunuz. Sınavlarda boktan notları aldığınızda, nasılsa Bahadır da aynı notları alıyor, deyip üzülmüyorsunuz. Pantalonunuzun arkası patladığından, ayağınız takılıp düştüğünüzde, kafanızı yanlışlıkla bir yere çarptığınızda, nasılsa Bahadır da çarpıyor, deyip gülüyorsunuz değil mi? Öyle değil mi?! Her gün, her dakika… Beni seviyorsunuz, değil mi? Kendinize bile söylemekten korkuyosunuz bunu ama biliyorum, beni seviyorsunuz. Ben iyi bir insanım. Çünkü sizi mutlu ediyorum. Şimdi bile! Şu anda bile! Bana baktığınızda, iyi ki ben o pencerede değilim, deyip halinize şükrediyorsunuz değil mi? Sizi mutlu ediyorum. Neymiş? Bahadır Yurtseven iyi bir insanmış. Öyle değil mi valide hanım? Mutlu kadın, beni seven anne, iyi evlat sahibi, memleketimin kadını. Ha kitlem, eğleniyor muyuz? Arka masalar elleri göreyim elleri! Hadi bakayım hadi, eğlenmeye geldik buraya! 
  Her gün bana bakarken yüzünüzün aldığı ifadeyi ezberledim artık, ama bugün bu gözlerde hiç görmediğim bir şeyi görüyorum; saygı. Evet, saygı. Harika, bunu başardım. Sizi korkuttum. Benden korktunuz! Bunu sayesinde. Adamın yapmış işte! Bilmem kaç milimetre, metali dökmüş,kabzalı mabzalı… Adam yapmış kardeşim bunu, başkalarını öldürün diye! Resmen öyle ha… Sabah uyanmış, işine gitmiş, fabrikasında bunu imal etmiş. Neden? Başka bir insan ölsün diye. Ne kadar anlamsız bir dünyada yaşadığımızı görüyor musunuz? Adam bunu yapmak için sabah uyanıp işe gidiyor kardeşim, var mı böyle bir şey?! Var! Oluyormuş demek ki… bunu sayesinde yüreğinizi ağzınıza getirdim, yerinizden hoplattım, ağzınıza sıçtım bugün. Bugün efsane oldum, kahraman oldum! Bugün okulun ve dünyanın kralı benim! Artık bir krallığım var ve geriye dönemem.

Meleğin Sırları - Film


  Baş Rollerini Nehir Erdoğan'ın oynadığı 2008 yapımı Dram Filmin konusu da  ABD'ye İngilizce öğrenmek için giden ancak oradaki hayat şartlarının filmler de gördüğümüz gibi mükemmel olmadığını gören Ebru'nun yaşadığı olayları anlatan film. Hikaye gerçek bir hayat hikayesinden alınmıştır. İzlediğiniz zaman üzüleceğiniz ve ben olsam ne yapardım dedirtecek bir film. Türk ve Amerikan ortak yapımı film de gençlere buraya gelirken bir kez daha düşünün fazla uçuk hayaller kurmayın diye altını özellikle çizmiş olabilirler. İzledikten sonra iyi ki böyle hayallerim yok dedirtti yanii. Gezin dolaşın gelin, bilmediğin bir ülke de birinin sırtına binip de  yeni hayat kurmaya çalışmak nedir yahuu x))

Islak mendil kutusu yapımı


Benim gibi küçük çocugu olan annelerin en büyük arayıslarından biri ıslak mendil kutusu olabilir, en azından benim için öyleydi. Her yeri aradım taradım bir türlü kolaylık saglayacak, masanın hemen kenarında sade şık bir sekilde duracak, ambalajı elime aldıgım abda cıkardıgı ses yüzünden ver onu bana diye tepinip içini bosaltan bebekten koruyucu bir kap bulamadım. Ne yapabilirim diye dusunurken sonunda aklıma saklama kabı veya peynir kutularından tercihe göre böyle bir kutuyu kendim yapabilirim diye denedim oldu. 
   -Daha küçük kaptan tercihe göre makyaj temizleme mendillerinizi koymak için de yapabilirsiniz. Makyaj masası üzerinde hem pratik hemde daha düzenli duruyor. 
*Kapagında delik acmak için önce kapaktaki bosluk yardımıyla isaretleyin. Maket bıcagı yardımıyla da isaretlediginiz yerlerden düzgünce kesin. 
Zorlayıp iyice bastırarak elinizi kesmeyin ama yavas yavas sakince halledin.
*Daha sonra bu kapagı mümkünse silikon tabancasıyla düzgünce yapıstırın. Yoksa benim gibi yapıstırı kullabilirsiniz. 
*Dışınıda istediginiz gibi süsleyebilirsiniz. 👍

27.06.2017

Şişeden Abajur

Şişeden abajur yapımı, etekten abajur başlığı yenileme

 Kendin yap projeleriyle ilgiliyseniz şişeden abajur yapımını muhtemelen görmüşsünüzdür. Ancak bana göre paylaşımlarda sıkça gördüğüm şişeden abajur yapımı zorlu bir yöntem. Çünkü cam şişeyi delip kabloyu içerisinden geçirmeniz gerekiyor. Cam yani boru mu bu hah diyince delesin. Bu yüzden elektirik duyusunu kabloları yana doğru gevşek şekilde çıkartarak şişenin ağız kısmına duyuyu beyaz elektirik bantı yardımıyla sabitleyerek tutturdum. Yani kablolar içinde degil şişenin dışında kaldı. Bu işlemi yapmadan önce şişenin içerisine daha önceden denizden topladığım beyaz taşları doldurdum. Dilerseniz içme suyu doldurup gliserin ve sim dökerek de bir renk şöleni oluşturabilirsiniz. Tercih size kalmış. (Ancak sulu yöntem için şisenin agzı silikonla iyice kapalı olması gerekir.)  abajur kafasını ise 5-10 tl gibi bir fiyata bulabilmenizmümkün. Ben kızımın küçülen elbisesinin etek kısmını keserek altı rengi olan kagıt abajur kafasını renklendirdim. Orjinal haliyle de kullanılabilirdi ama bu kızım için, bir de aynısının beyaz pizza kulesi şeklinde olanı anneme yaptım =) Sanırım bi 15 tl lik maliyetle abajur sahibi olmuş olduk. 

Not: Malzemeleri temin etmek biraz zor. Size şimdiden kolay gelsin...

Edit: söküp resimleyerek tekrar yaptım 😅 söktükten sonra elimde beyaz elektirik bantı kalmadıgını fark edince maskeleme bantı kullandım 🙈

23.06.2017

Dekoratif Merdiven


Bambudan veya tahta parçalarından yapabileceğiniz merdiveni dilerseniz askılık ve havluluk olarak kullanabilirsiniz. Ben önce Çağrı'nın odasına koymuş olsam da, zaten bir askılığımız olduğu için Çatı katındaki misafir yatak odasında dekor olarak kullanmaya karar verdim.
Son olarak bambunun çiçeklerini de saksıya koymuştum.
Sizce de hoş durmuyor mı?

Malzemeler 
Bambu veya tahta
Testere ve Sicim İpi
Boyutunu isteğime göre yan tahtaları 1.50 olarak ayarladım. 
Basamakları ise göz kararıyla büyükten küçüğe doğru kestim. 
Sicim ipiyle de kenarlarından sıkıca çapraz çizerek bağlayın.
Oldukça basit :)
Tahta kullanırsanız öncesinde vidalamak daha sağlıklı bir yöntem olacaktır. 
Ayrıca Bambudan yaptığım oyun Çadırını görmek isterseniz buraya tıklayın. 

21.06.2017

"Mini"malist Makyaj Koleksiyonum

Ahh bu Tılsım şu uyduruk makyaj organizerini alabilmek için girip çıkmadıgı yapı market magaza kalmamış. İnadım inat diyip hamile haliyle bile bir saat yol gidip gittigi yerde deli gibi arayip durmus yinede eli bos dönmek zorunda kalmış. Sonra ugruna seferber olanlar mı dersin; onlarda bulamamış.
 Duymuş maketlere geldigini kosmus kosmus gitmis yinede bulamamış. Derken iki senenin sonunda makyaj organizerlerine halk doyunca o da köşesinden bir parca nasiplenebilmiş. 
Ahh Ne çektin bee! Aldın da başın göge erdi sanki... 
Ermese de inat ettim birkere sonunda şu üflesem kırılacak gibi duran zımpırtıya sahip olabildim. 
Böyle bir dandik girişle birlikte! Hani minimalistmişimm ya,  kozmetik stogu yapıyorum sanmayın dedim. Elbette har vurup harman savurdum aldım aldım yıgdım yıllarca kenara ama her zaman kullanmadıgımı bana uymadı dediklerimi paylaşmayı da unutmadım. 
Tabii siz bunu yapmıyorsunuz, alıp alıp pisman olmak yerine arastırıp deneyimleyip gözlemlilerek size en oluruna gidip paranızı ona yatırıyorsunuz. Az ve öz işte!  Her tarafımız avm, market, bittikce bi koşu gidip alıyoruz. 😃 
Ben ürünlerimin tamamını instagramdan aldım. Tabii bu aldıklarımın ceyregi bile degil. 
Sanırım son iki senedir de tek bir rimel bile almadım, gururla söylüyorum yalnız bir anne olarak kızımı mutlu etmek yerine kendime öncelik vermek zaten büyük bir sorumsuzluk olurmuydu? Olurdu. Neyse neler kullanıyormuşum bii bakalım artık. 💕

Paletler
The Balm- Nude Tude ' Meet Matt(e) Nude ' Balm Jovi ' Smoke Balm Paletler
ELF- get the look Beach Beauty
Çok fazla far kullanmayan biri olarak bunların bile fazla oldugunu söylememe gerek yok sanıyorum. Tercihim dogal tonlar ve favorim Balm Jovi. İceriginde allık , aydınlatıcı ve ruj bulunmasi artı bi avantaj bence. Yanına bir rimel birde kapatıcı oldumu her türlü kurtarır. Aynı sekilde Elf palette de ruj allik aydinlati ve bronzer var. Balm paletler kadar basarılı olmasa da iş görüyor. Bulitirmeye calıştıklarım arasında bu yüzden en çok onu kullanıyorum. Yeni bir far paleti daha almak istesem sanirim naked paletlerin 2017 yani sonuncusunu alırım. Muhtesem bir paletti gercekten!

Allık- Aydınlatıcı ve Bronzer 
ELF-  contouring blush & bronzing powder 'antigua'
Hard Candy - Fox in a Box (allık) '
  Spotlighters all over highlighter 136 Pink palette (aydınlatıcı)'
  Hide & Glow Cheek "Hot Date" 317(allık)'
  Glow Away "Bora Bora" 444(Bronzer Aydınlatıcı)'
The Balm- Hot Mama Allık ' Bahama Mama Bronzer ' İnstain Swiss Dot Allık
Essence- Be Loud Allık'  Beauty Beats Allık'
Flormar- Radiant Pink Krem Aydınlatıcı Spf 15'
Elf allık ve bronzer pigmenttasyonu yüksek cok basarili bi urun olmasina ragmen elf palet icersinde de benzer urunler oldugu icin kendisini itinayla saklayıp kullanmıyorum. Sizce de artık Elf ürünleri Türkiye'ye gelmeli degil mi? Arada hüsran çıksa da uygun fiyatlı güzel ürünler bence. Bu gruptan da en çok Hot mama ve Bahama mamayı kullanıyorum. Bittikce alırım aşıgım aşık! Birde siz orada Sexy mama varmış gibi bakın. Bir türlü bulamadım ama elbet alıcam onu :)

Rimel- Kaş- Liner ve Baz
Yves Rocher- Sexy Pulp mascara'
Maybelline- Rocket Volum mascara'  _  Mega Plush Volum maskara'
Essence- Lash Princess mascara'
Golden Rose- Dream 308 kaş kalemi'
Essence- Lash & Brow Jel maskara'  Make me Brow maskara 02'
Maybelline- 02 Black EyeLiner'
NYX- Jumbo Göz kalemi 604 Milk Lait'
The Balm- Put A Lid On İt Göz Bazı'
Maybelline- Color Tatto creme de Nude' far bazı olarak aldım
Flormar- İnvisible Pores Yüz bazı'
Elimde sade ve sadece 4 rimel kaldı. Bitirmeye çalışıyorum. Zaten aynı anda birden fazla rimel kullananlardanım. Bittiginde nelere sans verecegimi henüz bilmiyorum.  Nyx göz kalemini tahmin edersiniz ki göz pınarlarını aydınlatma amaçlı kullanıyorum. Bu markadan aldıgım ve tek ürün olur kendisi iyi ki de almışım diyorum kalıcı ve cok bereketli bir ürün. Golden Rose kaş kalemi ise severek kullandıgım tek kaş ürünü. Yeni çıkan ince uclu versiyonu daha cok begendim. Biter bitmez,almak istediklerim arasında.

Fondöten ve Kapatıcı
M.Asam- Magic Finish Fondoten'
Pure Beauty- BB Cream'
Rimmel London- Match Perfection kapatıcı'
Note- BB kapatıcı'
İlk garnier bb kremi cok seviyordum iki tüpten sonra bir kac farkli marka denemelerim olsa da pure beauty bb kremi taniyinca vazgecemedim. Yaz kış kullanıyorum. Ayrıca dikkat ettiyseniz fondoten ve pudram yok. Agır urunler kullanmiyorum, sevmiyorum da. Cok nadir ihtiyac durumunda kapaticilarda ayni gorevi gorebiliyor. Bu ara kapatıcılarımdan da cok memnunum. Yine de ilerleyen gunlerde farmasi bb krem ve bb kapatici almak var aklımda.

Ruj
Emily dudak kalemleri- 211-220-204-207-213-216-218'
Stila- Melon dudak kalemi'
Hard Candy- Mouthing Off Lip Gloss gossip 213' _  Plexi Gloss mini'
HM- 5'li mini ruj
Hard Candy- All Glossed up ' Love bite ' Orange you sweet'
Elf- Lip Stain Red Carpet mat ruj + gloss
Elf- Lip Stain Mat kalem ruj'
Maybelline- Super stay 10 Stain gloss 150'
Maybelline- Color Sensational Lip Stain tender rose'
Maybelline- Whisper color Pin Up Peach'
Cecile- Long Kisses _ 09 ve 29 '
Flormar- Twist Up Cranberry
HM- Darling Pink
Elf- Fantasy 7701
Rimmel London- Kate Moss 109'
Bu kadar dudak ürünü fazlasıyla işimi görüyor, ayrıca hepsi bitirmeye calistiklarım arasında oldugundan harici tüm dudak ürünlerimi baskasına vererek elden cıkarttım. Bundan sonrası golden rose mat likit rujlara sans vermek olacak. Eminim onlarda yeterli olacaktır. Tabii bunları bitirmeyi basarabilirsem artık. 😄

Lip Balm
Maybelline- Baby Lips 'Pink Punch' İntense Care' Cherry Me' Hydrate' Mint Fresh' Peach Kiss
-Electro 'Pink Shock
Color Sensational PopSticks- Pink Sugar 010'
Korres- Mandarin lip butter - Colourless' Pink'
Nivea- Raspberry Rose kiss
Chap Stick & Watermelon Lip Smacker
Baby lipsleri cok seviyorum, ilk seriyi tamamlasamda diger urunlerini almamak icin zor duruyorum. Renkli olanları günlük ruj gibi kullanıyorum. Yesil kutudaki ise acil durumlar icin ilac niyetine. Digerlerini ise hala kullanabilmiş degilim ☺

Fırça - Tekli far ve diğer yardımcı malzemeler
Real Techniques Starter Set  - Eklips - ArtNet -FrontCover-
Hard Candy- Shadow Dancers 580 bold & beautiful
-Meteor eyes Baked Far 273 Asteroid
EverLash- Siyah Kirpik yapıştırıcı'
Nascita- Kirpikler'
*Kirpik yapıştırıcım harika! dilerseniz takın bir hafta dolaşın o kirpiklerle o derece kuvvetli bir ürün.
*Bir de su lastiğinden makyaj fırçası temizleme aparatı yapma kervanına bende katılmış olsam da, birde size şöyle bir fikir bırakayım istedim.Elinizde silikon saplı saç fırçası varsa hemen gözünüze ilişecektir.. Nasıl ama :)

20.06.2017

Blog yorumlarım Google+ !

Beni takip ettigi halde Google+ üyeligi olmadıgı için yorum yapamayanlar varmış. Böyle bir hataya nasıl düştüm bilmiyorum ama neredeyse en başından beri google plus yorum özelliğini kullanıyormuşum. Daha önce de defalarca uyarılmama ragmen durumu tam çakozlayamamıştım. 😅
 Hal böyle olunca Blog yorum sistemine geçtigim an bütün yorumlar kayboluyor. Halbuki asıl olan sistemde nereden yorum yazarsanız yazın yorumlar blogun bünyesine işleniyor. 


Google+ bagımsız davranıp bütün yorumları cekince tüm yazılarım altındaki sayılarda gitmiş bulundu.

Bende son care simdilik böyle bir yol izledim. Yorum yapmak için tıkladığınızda karşınıza "yorum yapma seklinizi seçiniz" secenegi olarak google ve blogger legosu cıkacak. G+ tıkladiginizda sadece google uzerinden yorum yapmış olacak ve eski yorumlarıda orada görebileceksiniz. 
Hiç yorum yapamayanlar hatta isimsiz kullanıcılar bile blogger legosuna tıklayınca orjinal sistem üzerinden devam edebilecek.

  Umarim bir an önce bu sorunada çare bulabilirler. Dün geceden beri google plus üzerindeki yorumları görünür hale getirmeye çalışıyorum daha iyi bi yöntem bulamadım 😒

Edit: karışıklık yüzünden bunu da iptal etmek zorunda kaldım. Şuan hiç bir şekilde yapılan yorumlar blogum da görünmüyor :/