Arşivde Neler Var







ANILARIM BOMBOS!
"Bu hayat bana yakışmadı,lütfen baştan alalım..."

Bekledigim Hayat bu degildi... T.Y

.

11.03.2016

Hastahane maceram ' dogum hikayesi -2


 Sabah ezanının sesiyle uyanınca hala doguramamışım diye bir anda sinir geldi üstüme. O degilde sandalye üstünde saatlerdir ailem kapıda bekliyor diye hemen ayaklandım. Dogruca koridoru kolaçan ederek gizlice dışarı ulaştım. Gece epeyce dogum olmus, ben ve odadaki kırmızı saçlı kızdan başka kimse kalmayınca herkes uyumuş kalmış gibiydi. Böylelikle kapıya ulaştıgım gibi tuvaletlerden birine girip annemle orada görüştüm. En son yemekten sonra su bile icmememi söylemislerdi, dinlermiyim hiç, o arada koca bir şişeyi devirdim. Önce ne var ne yok attıgım adıma kadar anneme anlatınca karar verdik araya birilerini sokup ne yapıp edip artık dogurmalıydım. En son ebelerden birine "ben ne zaman dogururum" diye sordugumda orası belli olmaz bir hafta bile burada kalabilirsin demişti. Yahuu benim suyum azalmış onun icin burdayım bir hafta sürer mi hiç? Orasını doktorun bilir diyince hepten ayar oldum. Bi gün daha o sancı odasında kalmaya tahammülüm yok! Hemen aracı olacak komsumuzu arayıp durumdan haber edince oda akrabasini arayip tembihlemis, kadin sabah gelir gelmez beni arayıp "yogun sancı" odasına götürdü. Ardından farklı oldugunu düşündügüm serumla NST baglayarak dakikada 40 damla girilecegini söyledi. Kesin bu kez gümleyecektim, kurtuluş olmadıgını düşünsemde o gün akşama kadar uyudum uyandim hala tık yok. Serum yenilendi, islem defarca tekrarlandi her tekrarlamada beş dakika arayla iki dakikalık sancılar hissetmeme rağmen arkası gelmeyince "ben bir türlü doguramadım!" yalnız artık sersemlemeye başladığımı söyleyebilirim. Çünkü zaten görmeyen gözlerim artık hepten etrafı seçemiyordu. Sonunda doktorumun geldigini muayne odasina gecmem istenince istemeye istemeye tekrar gittim. İki santim, aksama kadar yalnızca iki santim acılma! Mesai saati yeniden bitmis, doktorum bu gecede dogurmazsan sabaha seni sezaryana alıcam digerek gitmisti. O arada nöbetci doktorun kim oldugunu anlamak icin dışarıda konuşulanlara kulak verdim. Hastahanedeki tek bayan dogum uzmani, Allahtan baska birsey istesem olacak miydi acaba diye sevinerek hemen yerime yattım. Artık gönül rahatlıgıyla uyuyabilirdim ama öyle olmadı.

  Yarım saat sonra yanımda sabahtan aksama kadar yok yere bögürüp duran kıza bakmak için içeri geldiler. Sorun ne? Hiç sancısı yok aslında... Meger kızın derdi zorla kendini sezeryana aldırmakmış, doktoru görür görmez beni bundan kurtar diyince sinirlerim bozuldu. Bundan ne ya? Kurtulmak ne demek? Bitek ben mi zevk alıyordum acaba hamile olmaktan. Sonunda muayne edelim diyerek kızı ultrason odasına götürdüklerinde doktor ebeye beni sordu. Oda dün sabahtan beri burada, sancısı çok az oda bugün oldu ama kesildi diyince, peki ne sebeble yatış aldın diye bana döndü. Suyu azalmış dedim. Kadın pür dikkat yüzüme baktı, ters giden birseyler var ve o kadın hissetti. Bende hemen ya ben çok terliyorum yada benden su gidiyor. Bacaklarımı sürekli silme ihtiyacı duyuyorum siz karar verin dedim. Anında kendimi ultrasonda buldum. Evet Su bitmiş! Senin doktorun kim ne demek sabah sezeryan olmak bir ssat bile kalsa belki bu cocuk ölecek, seni sezeryana alabilirim diyince kadini bir guzel sarilip öpesim geldi. Ama hic istifimi bozmadan siz bilirsiniz dedim. Birazdan hazirlikli ol ailene gidip haber vereyim diyerek kapiya kostu. Anladıgım kadarıyla onaylanmasi gereken evraklar için eşimi çagırmaya gitmis, bizimkilerde isler uzamasın diye is icin yurt dışına gittigini dönemedigini söyleyince yetkili kişiler "bu nasıl bir sorumsuzluktur, o kadar kolay mı, eşi hamile ciddi bi konu bu bırakıp nereye gider" diye bir sürü söylenmişler. Çocuk dogdugu gibi babaya teslim edilirmis, haliyle babaya ulasılamayınca bebegi söylene söylene anneme vermişler.

 Hal böyle olunca elimde sonda ile hoplaya zıplaya kendi evraklarımı kendim imzaladım. Diger kalan bir çok işlemide evlilik cüzdanı sayesinde yine kendim hallettim. O arada bayanlardan biri ameliyat hane kapısında dikilen birini gösterek sana el sallıyor galiba birisi diyince baktım. Orada bir insan olduguna bile emin degilim ki, ay ben goremiyorum yaa.. Derken saskin saskin yuzume bakip arabaya bindirdikleri gibi ameliyat hane kapısına getirdiler. Ohaa! Kapıda bekleyen cocukluk arkadasım, hem sınıf hemde aile dostumuzun kızıydı. O kadar yolu tepmis gelmis , sevildigime inanamadım. birde benim için aglıyordu. Tek kelime edemedim, sadece gülümseyebildim oda zorla. Ardından sedyeye yatırılıp koca bi salon gibi gösterisli ameliyathane alanına getirildim. Orda çok sempatik bi adam karşıladı beni, sonradan anladıgım kadarıyla anestezi uzmanıymış. O arada iki kadının kendi aralarındaki konusmaları duyuyordum. Biri "çocuk geldi baksana 16 yaşında vardır bu" diyordu. Digeri ise 18 olması şart, bence 18 cevabını verirken yaşımı sordular. 24 diyince tam olarak göremesemde şaşırdıklarını biliyorum. Ardından ameliyat hanenin orta yerine dik bir vaziyette oturtuldum. Beni karşilayan adam oturur halde olabildigince öne dogru egilmemi kambur vaziyetteyken uyusturucu igne yapacagını belirtti. Ancak bi türlü o moda giremedim.

 İgneden korkardım, ameliyattan çok korkardım ama en çok korktugum şeylerden biriside çıplaklık. İgnelere coktan alıştım, ameliyata ise gün gelecek sevinerek girecegim zaten aklıma gelmezken çıplaklıgımı ellerimle gizlemeye çalıştım. Üzerimden çıkardıkları önlügün ardından bayanın biri "bunu niye çıkartmadın" diye gülerek üzerimdeki sütyeni zor bela çıkartti. Ulu orta götürüp onuda teslim etmeye kalkmasın diye çöpe atmasını rica ettim ama ne söylesemde kıyıpta atmak istemedi. Sonunda örtünün altına sokup ben gittikten sonra odaya getirdi. Artından önüme duran başka bir adam kendini bana dogru siper ederek kollarını omuzlarıma koyup başımı öne egdi. Böylece uyuşturma islemi omurilik kemigimin arasina giren ilk igneyle başlamış oldu. İkinciyle birlikte sag ayagımda bi elektiriklenme hissedince ayagıma birseymi dokundu diye egildim, ne oldugunu sordular. Üçüncü ignede uyuşmaya bağlı oldugunu anlayıp "ignedenmiş" diyerek güldüm. Dörtden sonrasını hatırlamıyorum. Uzanmamı istediler, uzanamadım. Sanırım dünyamdan geçtim, içmiş gibi, ölü gibi kendini bilmeyen birsey oldum çıktım. Müthiş hafiflemiştim, galiba uzun bi süredir ihtiyacım olanda buydu. Hayatımda alkol kullanmadım, bilmiyorum zil zurna sarhos olmak gibi birseymiydi bu yoksa. Kafam ve kolumu hareket ettirebiliyorken geri kalan kısmı deneyemiyordum bile. Sanırım beni orada kuşbaşı yapsalar ruhum bile duymicaktı.bu yüzden istemsizce adama dönüp Allah felçli hastaların yardımcısı olsun, bu nedir böyle dedigimi hatırlıyorum.

 Sonrasında önüme bir örtü koydular ama ben tepemdeki disko topu gibi duran ışıkların arasından ne yaptiklarini gormeye calıştım. Manyak mıyım neyim be, sadece kırmızılık görebildim. Ardından bayanlardan biri ne iş yapıyorsun diye sordu. Kan aldırmaya korktugum zamanlarda da bu sorular gelirdi, klasik oldugunu bildigimden güldüm. Cevap vermeyi unutunca yüzüme bir sey mi oldu gibisinden pür dikkat bakıldıgını fark edince kendime gelerek kuaför dedim. Sonrasinda sorulan sorular, ardı arkası kesilmeyen cevaplar, nasıl açıldı bilmiyorum. Aklımda ne varsa anlattım. Dışarıda zorluk çıkmasın diye ailemin söylemek istemedigi ne varsa artık herkes biliyordu. Anestezi uzmanı başımın yanına bi tabure cekip oturarak yüzüme baktı. "Vallahi icim daraldı. Yurt dışına gitmek icin ugrasan sonunda bin pisman olan tanıdıgım onca kisi var ki. Cocugun o senin ya! ben kızıma dünyaları degismem, bak bu benim kızım" diyerek telefondan dort bes yaslarindaki evladını gosterdi. Hala gozlerim iyi gormuyor dememe gerek yok herhalde... O arada bayan doktorlardan biride bana kızımı gösterdi! Çok şanslısın en azından bir kızın oldu bak. Alelade bir sekilde "Kız mı? Hee iyimis" demisim. Cocuk benim yahuu bende az gamsız degilmisim dicem ama harbi ucuyordum. Sonra bi anda cocuk nerde diye sordum adama. Ailene teslim edildi dedi. Buyuk ihtimal o sırada dikislerim atılıyordu. Hala aramizda konusuyoruz, dedikodunun dibine vurduk bu nedir arkadas ya diyenler mi desem, sakın o adamı sevme bir daha diye tembihleyen mi... Hiiiii acayip bi yere dustum, yada dustugum yeri acayiplestirdim. Ama acayip rahatladim ben orada. Sonrasinda hastahanede gecirdigim 3 gun ve hic kimsem olmadigi halde ilk okul arkadaslarimdan, doktoruma, temizlik gorevlilerine kadar cok insan ziyaretime geldi. Hayatımdaki en anlamlı deneyim bu oldu sanırım. Tesekkürler....