Arşivde Neler Var







ANILARIM BOMBOS!
"Bu hayat bana yakışmadı,lütfen baştan alalım..."

Bekledigim Hayat bu degildi... T.Y

.

23.05.2017

Beklediğim Hayat

Henüz tanyeri bile ağarmamışken, Kavgacı’nın yoğun baskısına sonunda dayanamayıp ayağıma öylesine geçirdiğim terliklerle mezarlığın önündeki çeşmeye doğru önce koşar adımlarla ilerledim. Ne isteyecekse bir an önce söylemeliydi. Gün aydınlanmadan evde olamazsam defalarca kaçmış olduğum anlaşılabilir düşüncesiyle bunları bir bir söylemek üzere koşmaya başladım. Kavgacı’nın karanlıkta belli belirsiz simasıyla karşılaşınca kafamdaki her şey bir anda uçup gitti sanki. Unuttuklarım bir kenara, git gide gözümde belirginleşen haline şaşkınlıkla bakmaktan, onun beni görür görmez boynuma sarılmasına dahi tarafsız kalmıştım. Sahiden ne hissetmem gerektiğini bilmiyordum. Öyle ki terleyince bile burnuma zerre kokmayan adamın nefesi zehir gibi alkol ve sigara kokuyordu. Nasıl da rahatsız olduysam yüzüme bakıp “sen beni artık sevmiyor gibisin” diyerek korkmuş gibi konuştu. Bense, sana ne oldu? Saçlarını niye sıfıra vurdun? Diye sorduğumda elimden çekerek ağaçların arasına doğru sürüklercesine hiç cevap vermeden götürdü ve çimlerin üzerine oturup yüzüme ağlayacak gibi baktı. Ben hiç iyi değilim…

  Neden diye sormak içimden gelmiyordu çünkü nedenini bilmemek için aptal olmak gerekirdi. Bana tek kelime söz etmesini istemiyordum aslında, ne kadar da iç sıkıcı bi durumun içerisinde olduğunu tahmin edebiliyordum. “neden içiyorsun?” diye sorduğumda, ama sen yoksun ki dedi. Peki, o içtiklerin beni sana getirebiliyor mu?

“Hayır, ama düşünmemi engelliyor, yoksa uyuyamıyorum bile…”

  Gülerek yanına oturdum, sen başıma alkolik koca mı olacaksın? Bak öyle olursa önce evlenir sonra boşarım ben seni dedim. Oda nerden çıktı ya ben alkolik değilim ki. Beş, altı bira sadece, diye söylendi. Oo baya azmış diye dalga geçerek alkoliklerin çoğu da öyle söylüyor ama sen bu huyundan vazgeçmezsen beni kaybedeceksin çünkü ben geri kafalıyım dedim. Ardından başımı omzuna dayadım. Aslında küçük yaşta izlediğim filmlerden etkilenirdim ben, mesela üvey baba dizisini alkolik koca diye izlerdim. O kızlar değil de, kadının çektikleri aklıma gelirdi çünkü!

  Gün aydınlanmaya dönerken "kesin anneme yakalanacağım ama bari geç kalmayım diyerek ayaklandım. Beni gönülsüz gönderdiği için kolumdan çekip sıkıca tekrar sarıldı, koklaya koklaya dakikalarca öptü. Şimdi git çabuk git yoksa seni bırakmayacağım demesiyle yola doğru hızla ilerledim. Tılsım diye seslendi bu kez. Seni ben istemeye geleyim mi? derken ellerini cebine sokup boynunu yana doğru hafifçe büktü. İstemen önemli değil, sen gel babamla tanış gerisi nasılsa bir şekilde hallolur zaten… diyerekuzaklaştım.

 Sendeleye sendeleye yavaşça bahçe kapısına doğru koşup hafifçe demiri ittirdim ama nafile biri geldiğinde çığlık atıyor sanki bu kapı. Baktım kimseden ses seda yok, son bi engel kaldığını
düşünerek evin aralık bıraktığım kapısını yavaşça ittiriyordum ki… Bir dakika ya? Ben hep balkondan kaçıyordum kapıda nereden çıktı? Hem de açık yani diyerek tam paniklemiştim ki, baktım arkasında önünde beni bekleyen eli sopalı kimse yok. Demek ki temiz diye sevinçle odama doğru koşarken kapı girişinde dikilen annem, kolay gelsin dedi. Sabah sabah nereden geliyorsun?
"Yeni gitmiştim..."
“Hee birde utanmadan gece çıkacaktın öyle mi… Nereden geliyorsun çabuk söyle, öldürürüm kız seni!”

itiraf etmek durumundaydım. “Kavgacı’nın yanından tabii, yeni birini mi bulacaktım sende ya! " diyerek birde üste çıktımç "İstemeye gelecekmiş işte daha ne?”

“Hee tamam o zaman, öyleyse… Bunu niye telefonda söylememiş?”

“Özlemiş işte, hem yarın ben iş bakmaya gideceğim.”

“İyi babana sorarsın önce ben karışmıyorum.”

 “Sormayacağım, bir saat anlatsam anlamaz nasılsa. Kavgacı konusuna sıcak bakıyor musun, bakıyorsun. Babamı da idare edersin, iş bulunca ne yaptığımı öğrenir nasılsa” diyerek artık son noktayı koymaya hayatımı oluruna bırakmadan kendim yönetmeye karar verdim. Hem de ciddi olarak. Müdahale etmezsem Kavgacı’yı da saçma sapan nedenlerden dolayı kaybetme olasılığımın yüksek olduğunu hissediyordum. Bunu bir kez daha yaşayacak gücüm kesinlikle yoktu. Ve ne olursa olsun şunu öğrendim; bir erkek ne kadar güçlü de olsa her daim bi kadının karşısında güçsüzdür. Onların bizim yüreğimizin gücü ile yapacağımız her türlü desteğe ihtiyaçları var. Öyle ki bir kadın arzu etmedikten sonra onu bile elde etmeyi başaramıyorlar aslında…

 Annem ile sabah yine aynı tartışmayı tekrarladıktan sonra öğleye doğru çıktım gittim Kavgacı’nın bulunduğu dükkana. Arka kapıdan direk içeri doğru yöneldiğimde Eşek’le göz göze geldik ve onun ani hareketine karşılık mutfak masasında arkasını dönük vaziyette oturmuş Kavgacı heyecanla ayağa fırladı. Tılsım nasıl olur, nasıl geldin? Diye sorarken Eşek araya girerek “iyi insan lafın üzerine gelirmiş, vallaha senden bahsediyorduk” dedi. Onun sözlerine karşılık vermeden Kavgacı’ya dönerek iş bulma bahanesiyle çıktım, bi an önce iş bulmazsak yarına beni unutabilirsin” dedim. O kolay aşkım ya…
 “Artık Lütfen Kolay olmasın!"
"Evsen kuaför?"
“Kavgacı senin uğruna saçma sapan bi şekilde işten kovuldum hatırladın mı?”
"Unutmuşum evet, onlarla bağlantılıydı orası da...."

 Sonunda iş aramayıp baş başa olabileceğimiz bir yerlere gitmeye karar verdik. Bir süre motor üzerinde birbirimize şebeklikler yapıp gülüştük. Çimlerin üzerinde yuvarlanıp, ne yapıyoruz biz burada diye düşünerek daha uzaklara, bir şeyler yiyebileceğimiz bir yerlere gitmeye karar verdik.

“Aşkım günaydın, gene üstümde uyuya kaldın…”

“Ov saat baya olmuş olmalı” diyerek başını soluna çevirdi ve  duvardaki eski plastik saatte baktı.  Yalnızca iki saat geçmiş olduğunu gördükten sonra tekrar bana dönerek derin bi hımmm çekti. Gülümser halde başını omzuma dayayıp derin bi nefes aldı ve kokumu iyice içine çekti… (bu ney ya! Olacak iş mi şimdi, dışarıda birisi ateş yaktı kokusundan başım tuttu gene devamını yazamıyorum' pencereyi kapatmam lazım)

“Ben bir porsiyon bol acılı Urfa kebabı alayım, Hanımefendiye de aynısı olsun lütfen.”

“Ne hayır! Ben sadece patates kızarması istiyorum, ketçap mayonezde olsun lütfen.”

“Yanına içecek olarak ne alırdınız? Kola…”

“Olur.”

“Yok ben kolada tüketmiyorum ya, su alabilirim”

“Peki, sizinki Urfa ve kola olacaktı?”

“İki Urfa ve kola”

“Neden iki?”

“Gelince görürsün…”

“Hayır!  Anla artık ben doğuştan böyleyim ve onu yeme düşüncesi bile korkutuyor beni.”

“Anlamıyorum ya, et bu et! Nasıl yemezsin? Alıştırırım ben seni alışırsın…”

  “Böyle konuştuğun zaman senden soğuyorum demek istemiyorum. Bana olan aşkın bu kadar basit mi diyeceksin biliyorum bu yüzden lütfen dedirtme.”

  Dedin bile, ya o kadar basit yani diyerek arkasına yaslandı ve başını tavır yapar gibi restorana doğru çevirerek içeride uğraşmakta olan aşçı ve garsonları izlemeye koyuldu. Ya ben sana niye yumurta süt yemiyorsun demiyorum bile!
"iğrenççç! civciv yenir mi hiç?!"
  O benim yediğim mayonezli patates kızarmasına bakıp tiksinirken, ben onun karşıma geçip yemekte olduğu ete bakamadım bile! Karşımda öylece surat astı durdu, ardından son sipariş de gelince resmen piçlik ederek “onu sen yemediğin sürece bu masadan kalkmak yok” dedi. Sinirlerim bozuldu tabii önce bi etrafıma baktım. Dışarıda oturmamıza rağmen tek bi Allahın kulu yoktu. Durdum bi düşündüm kalkıp önümdeki et dolu tabağı kafasına geçirsem nede güzel olurdu diye.
  Sinirden yüzüne mal mal baktım baktım ağlayacak oldum ağlayamadım. Bir kere dene, bir tane ısır, hadi, yap, yapabilirsin, sıkma beni dedikçe daha fazla fenalık geçirdim. Zarla zorla o et ağzıma girdi mi, vallaha girdi ama dönmedi. Dedim hap gibi yutsam bunun çenesinden de kurtulsam? Yok onu da başaramadım, ne ileri ne geri gidebildim. Arada sıkışınca da başladım avaz avaz ağlamaya, tuvalete doğru koştum artık. Baya bi rezillikti yani!

  Arkamdan gelmiş daha da küfreder gibi kusma kusma diyor. Karşına geçtim var gücümle kustum, oda bana bakıp kusmak üzereydi ki hemen oradan topukladı. Baktım bu kez arkamdan sesleniyor, yeter artık gel valla ısrar etmeyeceğim bir daha… Dönüp ağzına yumruğu çakmadım işte, koşa koşa çıktım restorandan. Oradan ana yola fırlayıp, binmeyeceğim dedim, senin o lanet olası motoruna da sana da...! Uzak dur benden!
  Böyle böyle kaçarken yolu baya yarıladım tabii, arada durup beni güldürmeye da çalışıyor, seninde hoşuna gitti biliyorum, seni seni hiçte çaktırmıyorsun ama sevdin işte, tadı çok güzeldi dimi, hadi itiraf et sende zevk aldın!

 Beni bırakıp dönüp gitmeyeceğini biliyordum ama yerden aldığım ufak çakıl taşlarını fırlatıyordum sus artık git diye, düşündükçe daha çok sinir olmama rağmen sinirim neredeyse geçmişti ama sonunda yine beni kandırmayı başardı ve yeni işe başlayacağım kuaföre doğru yol aldık.

  Eşek'in bahsettiği yeni açılan kuaföre geldiğimizde, Kavgacı “eleman lazım mı?” diye muzipçe sordu önce. Gayet net hayır cevabını aldı ama yinede “peki ne zaman gelip başlasın?” dedi.  Dur bi patroniçeye de soralım, cadıya yani diye burun kıvırdı Aziz. Kızzz Çidoo eleman lazım mı?
  "Kız eleman mı?
  "He kız eleman, bizim zilli kaçtı bir daha gelmez ben sana diyim!" Aman yaaaa gelmezse gelmesin… Lan Kavgacı bu kızcağız kim peki? Benimki abiii. Bu yenisi dimi? Aman abii ne yenisi ne eskisi, benim bir tane vardı oda bu zaten. Heee aman aman tamam anladık, valla canım sana epeydir kırgındım sağda solda hakkımda kırık falan demişsin, gerçi bende senin için aynı şeyleri söylemiştim ama neyse bu durumda affettim, geç kız içeri!
  Kim? ben mi? dedim şaşkınlıkla.
  Ayyy pek şaşkın bu be, harcarlar bunu sağda solda senin için değil bak gene bu kızcağızı düşündüğümden alıyorum Kavgacı. Duydum yani önceki hafta olanları, canını deliden kurtaran herkes gelsin yanıma, gelsin! Diye söylenince, dükkanın içerisine bakmaktan vazgeçip adama doğru döndüm. Ben seni tanıyorum öyleyse dedim.
"Tanımayan mı var beni kız!"
 Herkes sizin nerede olduğunuzu soruyordu, deli patron tabii inatla bilmiyorum derken ben bilsem bu kadar yakında olduğunuzu söylerdim dedim.
 Hakkımı yedi, herkesi ser sefil perişan etti, Allah belasını versin onun versin, diyerek ağıt tarzında beddua etmeye başladı bu kez de. Neyse abii, biz artık gidelim yarın Tılsım’ı sana getiririm diyince Kavgacı. Yok, yok olmaz ben alırım bugün bunu, beni bu cadıyla yalnız bırakmasın. Başımın etini yer durur şimdi diyerek beni kolumdan çektiği gibi götürdü.. İki saat sonra gelir alırsın diye de ekledi. 

Öncesi
Deli Kuaförün Asistanı 1
Deli Kuaförün Asistanı 2
Deli Kuaförün Asistanı 3

Devamı
Beklediğim Hayat 2
-Anılarım Bomboş yayınından^^