Arşivde Neler Var







ANILARIM BOMBOS!
"Bu hayat bana yakışmadı,lütfen baştan alalım..."

Bekledigim Hayat bu degildi... T.Y

.

1.08.2015

Kediler ve Köpekler


İmkansız olduğunu düşündüğümüz her şey bir gün mutlaka  başımıza geliyor. Bu konu üzerinde durabileceğim bir çok şey var ancak ben evde kedi bakmaktan ziyade bu durum asla aklımın ucundan bile geçmediği için bir kedi sahibi olabileceğime hiç inanmadım. Bunun içinde her zaman birden fazla sebebim oldu. Birincisi çok küçük yaştan beri köpek sahibi olmam. Kediler ve köpekler illaki birbirine düşman canlılar değiller ama nasıl denk getirmeyi başarıyoruz bilmiyorum da ailem genelde kıskanç canlılara evinin kapılarını açtı. Çoğul konuşuyorum çünkü sakınan göze çöp batar misali çocuklarımızı hep büyük hastalıklar yüzünden kaybettik. Örneğin epilepsi hastalığına yakalanan köpeğimize hiç bir tedavi fayda etmedi. Sonunda tekrar köpek sahibi olmak mı? "Asla!" desek de bu yemini tekrar tekrar bozduk... İkincisi: kediler çok tüy döker, ay çok zararlıda diyen annem. kafama birde kediler börtü böcek yer lafını soktu durdu. Off karşımda katır kutur böcek yiyen bir hayvan düşünemiyorum... 

  Kokuları tuvalet sorunu dillere destan olan nankörlükleri. Bana göre elbette tüm hayvanların piri köpekler ama en zorlu nedenim neyi neden ne için sevmediği belli olmayan eşim. Daha ailemle tanıştığı ilk gün bana dönüp etraftakilere hiç çaktırmadan "evde uyuz köpek mi besliyorsunuz bu ne ya..." demişti. Sinir olmadım değil tabii. Hayvan dediğin etinden sütünden faydalanılan para getiren ve canlı değilde daha çok"Mal" gözüyle baktıkları birçoğunun gereksiz olduğu düşünülen yaratıklar olduğu için sadece eşim değil çok fazla kişi tarafından gereksiz karşılanıyor bu durum. Allahtan bu gerizekalı düşünce şekli kalpten değilde, aileden çıktıda fazla sürmedi bu zihniyetsizlik. Eve kendini sabitler sabitmelemez çok geçmeden bi köpek sahibi de o oldu. Ve çözülmez bir gerçeği de ortaya çıkarttı. Uyuz dediği Efe Doberman bi annenin kırma rodvaydır yavrusuydu. Gözlerinin güzelliği, masumiyeti ve peluş görüntüsüyle 12 yavrunun içinden bizim en çok dikkatimizi çekmeyi başaran oldu. Üstelik tek kırma olanda oydu. Efenin hastalığını doğum rahatsızlığı yüzünden bir kaç yıl sonra ölen Kıtmir'e hiç bir zaman bağlamadığımız için ona da  her türlü tedaviyi denedik ancak midesi bir türlü iyileşmediğinden veteriner bir kaç ay sonra öleceğini söyleyerek tedaviyi bıraktı. Ve sonuç bingooo! Yeni aile ferdimiz Cabbar onun moral kaynağı olunca Efe onunla birlikte deliler gibi yemek yiyerek kendisini toparladı. 
  
Pitbull diye kötülemiş olmayayım ama her şey yetiştirme tarzıyla alakalı olsa da Cabbar tam bir kedi düşmanı. Ha birde aynı babası, mal sahibine benzer nitelikte. Kıskanç, kavgacı, işine geldiği davranan bi manyak. Hem severim hem döverim tarzında işine gelmediğinde istediğin kadar kendini yırt dönüp bakmaz. dağdan gelip bağdakini kovmaya çalışması, Efeyi tasmasından tutup yerde sürüklemesi ufak diye Efe'nin hep alttan alması filan ne oyun gibi gözükse de içten içe fesatlandığını anlamak mümkün.Zaten Cabbar doğdu doğalı Efe'yi şöyle bir güzel sevdiğimi hatırlamıyorum. Öylede böylede cins bir şey işte.... Baş düşmanı kediler! İnsanlar her hangi bir canlının canına kast ettikleri zaman gözümde her türlü hayvandan daha da aşağı oluyorlar ama Cabbar yapınca doğanın kanunu bu diyebiliyorum. Tabii diğer yandan Cabbar'ı tutmak için kendimi yerden yere atarken avaz avaz bağırıyorum. "Allahın cezası bırak şu hayvanı, bundan sonra sana asla sokak yok!" sonraki haftalar küsmeler irdelemeler vs derken bi süre sonra bakmışım ben Cabbarımm oğlum aşkım moduna girmişim bile. Nasıl seviyorum ama var ya keratayı nasıl. Aklım çıkıyor bi yandan ona bir şey olacak diye. Neyse 2014 sonlarına doğru bi kedimi alsak bak nasıl güzel cins kediler var şöyle bakarız böyle bakarız biblo gibiler zaten, ev hangar gibi olmadı bunları hiç karşılaştırmayız. Hem ne olacak gerekirse kedi dördüncü katta durur. Zaten köpekler hep bahçede ayrı bi dünyaları var görmezler etmezler derken, aslında söylediğim laflara ben bile inanmıyordum. Konuşmaya başlayınca da bir yerde zaten herkes dönüp suratıma dövecek gibi bakıp saçmalıyorsun diyordu.

 İnternet'te o kadar çok cins kedi video ve fotoları var ki ister istemez taktım o basık suratlı burunsuz ağızsız sinirli gibi duran canlılara. Ta kiii instagramda şu paylaşımı görene kadar. Aman Allahım almayın sahiplenin dedikleri hiçte boş laf değil. Bir tanıdığım böyle bi kedi sahiplenmişti nette gördü ve bi ton hastalığı vardı, uyutacaklarmış taaaa nerelerden gidip almıştı koştur koştur. Yaşlı köpeği yeni ölünce onu almak ilaç gibi gelmişti bi yandan o kadına. Kurtarmak tabii ki paha biçilemez ama para vererek böyle bi kedi sahibi olmayacağım kesin karar yani. Birde o sokak kedisi diye tabir ettiğimiz canlıların en normali olduğunu bilmek de bana biraz koydu tabii. Düpedüz dış görünüşe bakmışım. Fazla uzatmadan konuyu kapattım artık. O arada eşim kendine geçici olarak iş arıyor, maksat dükkan açana kadar boş oturmamak ama bu denli bir dürüstlükle yaklaşınca kimse kalıcı değilmiş diye iş vermek istemedi. Halbuki kuaför sektöründe kim kalıcı ki? Sessiz sedasız çekip giden gidene. insanlar için bir şeyin sonunu bilmek daha çok korkutuyor galiba... Derken internette ara tara bi yer buldu. Almanca bilen işinde başarılı bayan kuaförü aranıyor. Koştur koştur gitti, bir hafta sonra birde dükkana ortak oldu. İşin içinde bi oyun olduğunu düşünmedik ama bir kaç ay sonra zaten dükkanın tamamı bizim oldu. Tüm bu süre içerisinde de akşam yemeğinde ki tek muhabbetimiz "Melani!" Melani aşşağı Melani yukarı....

Kim o? O kim? Kim ki o? Kim? Kim? Bakışı

Kim o? O kim? Kim ki o? Kim? Kim? Bakışı 

   "Melani ne ya?" Melani Alman kadın ismi demesin mi? İnme inecekti neredeyse. Kedi olduğunu anlayınca da bu kez harbiden dalga geçiyor sandım. "Kedi ve sen?" Bu gün kıymalı börek ısmarladım aşkım, birlikte yedik görmen lazım nasıl nazlı. Nasıl kibar, kendini sevdirişini görsen kucağıma gelip öylece yatıyor. İttirince de kulaklarını arkaya doğru büzüp böyle acındırarak bakıyor" Kedi ve sen? iyide sen kedilerden nefret edersin? "Yok ya Melani başka" telefonuna bakıyorum kırmızı koltuğa uzanmış miskin bi sokak kedisinin resimleriyle dolu. Artık Melani'ye ayırdığı süreden beş dakikasını bile eve gelince Cabbara bile ayırmıyordu. (buradan da anlayın "erkeklerin aldattığı nasıl anlaşılır?") Peki kimin bu çizmeli kedi diye sorduğumda eski bi çalışanın olduğu ve bırakıp gittiğini, kaç kez dükkandan atıldığını ve geri geldiğini dükkanı sahiplendiğini filan öğrendim. Müşterilerde öyle alışmış ki gelir gelmez onu soruyorlar. Tam bir maskot yani, bizimkine göre dükkanın animasyon işlerine o bakıyor. Kısaca resmen kedi sahibi olduk. Allahtan başka bir şey isteseymişim keşke! Birde tabii eşime bu konuda güvenemem yarın öbür gün kedi yani sonuçta aman yaaa der başından atmaya kalkar. Bu yüzden işimi sağlama alırcasına geçtim karşısına. bir yandan aynaları silerek saydım da saydım. "Biz bu kediyi başkasına verelim gitsin. Kedi bakmak bu kadar kolay mı? Neyle besliyorsun sen bunu? Ayrıca kaç yıl yaşayacak bu hayvan biliyor musun? Hep mi dükkanda kalacak? Ayrıca sana güvenmiyorum canın sıkılınca o adam gibi bırakıp gideceksin. Hayvanın psikolojisiyle oynayacaksın, buna izin veremem. En iyisi hemen verelim gitsin!?? "Konuşma o benim kedim" demesiyle ağzından sözü aldım sayılır ve hemen işe koyuldum.



Öncelikle benimle uyumasına izin verebilirdim, bu aramızdaki bağı güçlendireceği için başta istemiyordum. Sabah dükkanı açar açmaz ağda odasının kapısını açıp onu çıkartarak mutfakta mamasını vermeye hazırlanırken, nasıl iyi uyudun mu kızım gibi muhabbet etmeye başladım. Saçma gelebilir ama anlıyor, sonunda ise hayvanların dile gelmesini seviyorum.... Sonra tüy dökme problemi cidden aşılamaz bir problemmiş. Her taraf, her yer, her yerim tüy tüy tüy!. Çamaşırlarımın içinden bile çıkıyor diye fıtırırken hergün tüylerini taramak bile fayda etmiyor. Birde iğnesi var dediler inandım, ah keşke nerde bir iğneye baksaymış tüy dökme işi keşke. Kedi beslememenin en büyük bahanesi ortadan kalkar kedi sahipleri çoğalırdı. Neden Allahım Neden ha!? Neden bu kadar tüy döküyor? diye araştır araştır, buldum! Stres ve vitamin eksikliği... Önce uzaktan izledim, kedicik hiçte stresli gözükmüyor gibi yanımızda gayet mutlu. Bu durumda vitamin sorunu. Hangi vitamin eksikliğine dayalı olduğunu araştırırken, 10 günde bir verilecek iyice haşlanmış yumurtanın büyük faydası olduğunu buldum. Sonunda derin bir nefes... OHH... 

 Akşam saatlerinde yemek için gittiği restoranlara da gitmesin diye mama menüsüne yemek çeşitlerini de ekleyerek halletmiş oldum. Nasıl güzel çocuk bakacaksam herkes buna kanaat getirdi, ona da şükürler olsun. He birde şu var; tam bir kabus. Melani kuş avlıyor! işte bu durumda cinlerim tepeme çıkmış halde, Melaniyi tuttuğum gibi ensesinden havaya kaldırıyorum. Böylece kuşu da ağzından atınca o özgürlüğüne, Melani de cezaya kalıyor. Doğru ağda odasına ağlasanda sızlasanda yarın sabaha kadar ordasın! 

  Allahtan böcekleri yemiyor, sadece işkence ederek oynuyor. onuda al at, al at Allahım nasıl bıktım. Midesinde kurt olmasın diye birde parazit hapları veriyorum. Off böcek yiyen kediler bildiğin kurtlu sıçarmış! 3 ay sonra Melani oldu prenses ... ama kayboldu! Ağla ağla helak oldum, köpekler mi yedi? Arabanın altına mı kaldı diye  kötü düşüncelerle hüngür hüngür ağladım durdum önce. Sonra eski sahibinin karşımızda işe başladığını duyunca bizimkini yolladım git iste diye. O kadar eminim yani çaldığına! Haberim yok demiş ancak inanmadım. Tam on gün sonra sabah uyanır uyanmaz eşime rüyamda Melani'nin geldiğini gördüğümü söyledim. Ve bütün gün geleceğini düşünerek bekledim, aksam üzeri ise dükkana Melani gibi bir kedi girdigini fark ettim, seslendim baktı ama ayaga kalkar kalkmaz gitti, boşuna umutlandigimi dusunsemde bi sabah evden cıkarken saklama kabına bolca yogurt doldurdum. Melani sanki gelecek dedim anneme, gelmezse de napim ben yerim herhalde ... Sabah dukkanın mutfaginda kahvaltı hazırlarken esim "Melani geldi" diye sesledi. Sen geç dalganı benle diye cevap verirken durup bi aşagıya kulak verdim. Gel kızım diye sesleniyordu bizimki. Hemen elimdekileri birakip aşağıya kostum ve evet Melani burda! Tasması cıkmıs ve ürkekti zor yaklasti yanimiza hemen mama kabini gosterdim sevindi cunku zayiflamis actı. Onu kaptigim gibi ciktim mutfaga, cok sevdigi yogurdunu verdim. Birlikte kahvalti ettik, korkusunu yensin diyede bi kac saat koltukta uzandık..



Sonrasında pişkin insan demesin mi kedi kaçtı diye, tabii bu kez bende yeniden kaçırılma korkusu sardı. Gözüm sürekli üstünde nereye gitti ne yaptı, karşıya mı geçti vs. diğer şubeye giderken bile çocuk gibi kucağımda götürüp getiriyorum. sözde birde yeni bi tasma takmadık topluma karışsın, nasılsa sokak kedisi zannederler diye. sahipli olunca herkesin sahip çıkası geliyor sanki. Oda öyle alıştı ki bana müşterim olsa yatıyor bi kenara bekliyor. arada kayboluyor tabii de bi ara hamamcılardan birinin torun geliyor diye bağırmasıyla irkildim. Senin kız işi pişiriyor! Yahuu o kısırda güvenemedim bak şimdi derken bir süre aradığım kedimi bi jeep altında irice bi sokak kedisiyle kavga ederken buldum. Sevişmek mi! kızımı köşeye sıkıştırmış sanki silah zoruyla halledecek. benimki beni görünce sevinçle üzerime atladı. Atladı atlamasına da oda ne koca toramancık benim kucağımda! anında aramıza giren sapık son anda kurtulup Melani'yi bense onu kovalamaya başladım. Çarşının ortasında 4 koldan deliler gibi kedi kovalıyoruz. Sonunda girdiği çalıların arasından üzerime atlayarak kendini de beni de kurtardı bu zulümden. Bi yandan da bana gün doğdu aslında, çocuğumun ırzına geçiyorlar bahanesiyle hoop annemin kucağına tutuşturdum. Sana torununu getirdim, sadece yirmi güncük.... (kaç yirmi gün :D)  alışmış kudurmuştan betermiş tabii Melani bu durumu kabullenemedi, sokakların tozunu yutmuş bir kere. Yükseklik korkusu olduğunu bile bile camlara tel taktırdık. ancak hala tetikteyiz balkon kenarına sakın çıkma Melani! Resmen hayvan baskı altında birde kediler umursamaz canlılar derlerdi. O aslında şöyle; ne kadar ilgi o kadar sevgi.

Evden çıkarken uğurlamasına birşey demiyorum da gelince çıkardığı sesleri anlatmak zor. Birde öpme fasılları var. Yalnız bir süre tüm bunları geçti, sinirden kapı önüne pusuya yatıp bizi korkutmaya çalışmalar.Eşim dışında bir süre kimseyle ilgilenmedi de, sabah olunca önce esneyip sonra hooop yatağa.



Beni annesi sanıyor 😻 sacımda sürekli meme arıyor

Beni annesi sanıyor galiba, 

saçımda sürekli meme arıyor 


Bir kedi peki ya ikincisi buna %100 hayır demek isterdim. İçim dışım kedi olmuşken birden fazla kedi besleyen insanlar bunu nasıl babaşarıyorlar diye kendi kendimi sorgularken bulmustum. Asla yapamam, birine gosterdigim ilgiyi bölemem derken, annem bu sarman kediciği bi kız çocuğunun elinden eziyet ediyor diye almış. söylediğine göre kuyruğundan tutup sallayarak yere atıyormuş. Ki doğru olduğu hiç şüphesiz, kucağa alındığı anda bir çığlık atmalar sanki etinden et kopuyor. Annesini de bulamayınca bana hibe etti tabii ki. Ha birde Melani buna bakar mı dedik ama gördük ki onuda Cabbar'a benzetmeyi başarmışız. Gördügü yerde tıssss tıss, uzak dur annemden! Diye çıldırdı. Eeee buda bizim başımıza kaldığına göre hemen araştırmalara başladım. İnek sütü verme onu verme bunu verme, allahım ne yiyecek bu bebe. yalnız ne yerse yesin gazı var. Yedir içir ovala, karnını sıvazlamadan çocuk sahibi olmadan tecrübe kazandım. Yalnız kum terbiyesi vereceğim diye aklım çıktı. yok ne yaparsam yapayım aynı yere gidip sıçmasından vazgeçiremedim. Aaa aynı yere sıçması mı dedim? kapının arkasına kedi kumunu yerleştirdim. o minnacık el kadar boyu bir damlacık canıyla, ağlaya sızlaya o kedi tuvaletini oradan çekemedi. Çaresiz içine girip yaptı. İşte bu kadar, zekamla ilk kez gurur duyduğumu söylememe gerek yok herhalde. İsim konusuna gelince Mira dedim. malum uyum takıntısı.  Cinsiyetine gelince bir buçuk ay araştırdım bir sonuca ulaşamadığım gibi yağız delikanlıya sırf kız gözüyle baktım diye... Neyse ya veteriner bile çözemedi zaten cinsiyetini, kimliğinde bile cinsiyetini boş bıraktı yani. Şuan 3 aylık Melani ile de durumları iyi,  iki kedi bakmak daha bile kolaymış aslında bunu da yaşayıp görmüş oldum. Fazla uzattım hadi sağlıcakla.....